Ne seninle ne sensiz!
Pazartesi, 14 Eylül 2009 11:26


Türkiye IMF’siz de yapabilir.
“IMF anlaşması önümüzdeki hafta imzalanıyor”
“Ümüğümüzü sıktırmayız”
“Anlaşma tamam, sıra imzada”
“Yolumuza IMF’siz devam edeceğiz”
“Niyet mektubu ve anlaşma tamam”
Ve daha birçok yorum…
Uzun süredir dinlediğimiz bu çelişkili söylemler, artık hem insanımızı hem de piyasaları bunalttı. Aslında bunların hepsi birer blöften ibaretti.
Hükümetin gerçek niyetinin, IMF’sizlik senaryosu olmadığı apaçık ortada iken,
IMFde Türkiye ile anlaşabilmek için her yolu deniyordu…
Son olarak bir gazetecinin, “IMF’ye ihtiyaç var mı?” sorusuna, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın “Türkiye IMF’siz de yapabilir” şeklinde verdiği cevap, piyasaların kafasını tekrar karıştırmıştır.
Ancak şunu da unutmamak lazım,
Sayın Yılmaz, Merkez Bankası Başkanıdır, siyasi bir kişilik değildir,
Bir Merkez Bankası Başkanı olarak da verilmesi gereken en doğru cevabı vermiştir.
Doğal olarak bu açıklamadan sonra, hükümetin IMF ile anlaşma yapmayacağı yorumları piyasalarda ağırlık kazanmaya başladı,
Bir yandan,“Hükümet IMF’sizlik seçeneğine piyasaları alıştırmaya çalışıyor” yorumları yapılırken, diğer taraftan da, hükümetin gerçek niyetinin IMF’sizlik senaryosu olmadığı yorumları her geçen gün kuvvetlenmektedir.
Ve öyle görünüyor ki,
Önümüzdeki haftalarda anlaşma gerçekleşebilir, çünkü şartlar onu gerektiriyor.
Artan bütçe açığı ve IMF’sizlik, yüksek borç çevirme rasyosu yaratmaktadır,
Hazinenin, içeriden borçlanma ihtiyacının azalması nedeniyle, reel sektöre daha fazla kaynak aktarması için, IMF anlaşması neredeyse zorunluluk haline gelmiştir,
Ayrıca, IMF’nin olmaması büyümenin önündeki en büyük engellerden biri olarak da görünüyor.
İmzalanacak bir IMF anlaşmasında, öncelikle politika çıpası olacaktır,
Orta vadeli ve sıkı bir mali programla birlikte açıklanacağından, kredibilitesi son derece yüksek olacaktır.
Kısacası, her ne kadar hükümet, piyasaları IMF’sizlik seçeneğine alıştırmaya çalışır gibi görünse de,
IMF, ekim ayındaki toplantılara teknik heyetini göndermeyeceğini açıklasa da,
Buradan hareketle, TL’nin zayıflayacağı ve görüşmelerin uzayacağı beklentileri  ağırlık kazansa da,
Önümüzdeki haftalarda anlaşma gerçekleşebilir gibi görünüyor.
Bu arada şunu da göz ardı etmemek lazım,
Erken veya zamanında yapılsın,
Türkiye önümüzdeki yıl seçim atmosferine girecektir ve o şartlarda IMF ile görüşme ve anlaşma yapmak daha da zor olacaktır, onun için bu günler anlaşma için, her iki taraf açısından da uygun bir zamandır.
İki taraf da bunun farkında ve bu iş için her iki taraf da iştahlı görünüyor…

BORSADA YABANCI ALIMLARI DEVAM EDİYOR

Ağustos 2009 sonu itibariyle, yabancı yatırımcılar İMKB’de 273 milyon dolarlık net alış gerçekleştirdiler.
Yabancı yatırımcıların en çok alım yaptıkları hisselerin başında,
-Net 69 milyon $’ile İş Bankası ilk sırada,
-İkinci sırada net 52 milyon $’ile Sabancı Holding,
-Üçüncü sırada ise, 45 milyon $’lık net alımla Arçelik yer almaktadır..
Yine aynı tarihler itibariyle, yabancıların en çok sattığı hisseler ise,
-Garanti Bankası (net 59 milyon $ satış),
-Türk Telekom (net 38 milyon $ satış) ve
-TAV Hava limanları (net 24 milyon $) olarak gerçekleşti.
Sayın Başbakanın yıllardır dilinden düşürmediği “güven ve istikrar” balonu, son yıllarda sönmüş olsa da, İMKB’de hisse senedi fiyatlarının çok ucuzlaması,
Ve de küresel krizin soluklanmaya geçtiği bu günlerde, yabancı yatırımcıların Türk hisse senetlerine rağbet etmesi, piyasalara bir miktar alım getirdi.
Alımlar bir süre daha devam edebilir.
Bu bakımdan küçük ve yerli yatırımcıların, özellikle destek ve dirençlere dikkat ederek ve de profesyonel destek alarak işlem yapmalarında, kendileri açısından fayda var.
Çünkü bu alımların realizasyonu mutlaka gelecektir.
Ayrıca, son günlerde yaşadığımız sel afeti her bakımdan üzücü.
Afet bölgesinde faaliyet gösteren ve afetten zarar gören firmaların hisse senetleri, Sigorta sektörü hisse senetleri, ciddi anlamda olumsuz etkileneceklerdir, küçük yatırımcının dikkatli olmasında fayda var.
Sel afetinden bahsederken, Başbakanımızın sitemli şikayetleri dikkatimi çekti.
“Dere yolunu bulur, derenin intikamı büyük olur, bugün yaşanan bu felaketin altında, dere yataklarında yapılanmaya gidilmesi ve bu yapılanmaya izin verilmesi yatmaktadır” diye, çok doğru bir tespit yapıyor Sayın Erdoğan,
Aynen bir muhalefet lideri gibi…
Kendileri 7 yıldır tek başına ve büyük bir çoğunlukla iktidar, bakanlıklar ve devletin bütün kurumları ellerinde.
Ayrıca 4,5 yıl da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmışlar.
Tüm bunlara rağmen, olan bitende hiç sorumluluğu yokmuş edasıyla,-her zaman olduğu gibi- rahat bir tavır içinde, birilerini birilerine şikayet ediyor.
Anlamak gerçekten zor…

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız