İnşaat sektöründe istihdam azalıyor!
Pazartesi, 14 Haziran 2010 10:01


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2010 yılı birinci dönemine ait “İnşaat İşgücü Girdi Endeksleri”ni açıkladı.
Yapılan açıklamaya göre, son yıllarda ülkemizin lokomotif işgücü sektörü haline gelen inşaat sektöründeki istihdam oranlarında, geçen yıla göre önemli oranda azalma olduğu dikkati çekiyor.
Bununla birlikte, inşaat sektöründeki bu istihdam azalmasına rağmen sektörde çalışanların maaşları artmış.
Siyasi otorite tarafından, yoğun şekilde teşvik edilen inşaat sektörü, taşeron firma çalıştırma yasasıyla birlikte giderek daha da cazip hale geldi.
Tüm büyük işletmeler, bunlara ilave olarak kurulan şirketler ve taşeronlar, sektöre ve dolayısıyla piyasalara hareket getirdiler.
Doğaldır ki, diğer yan sektörler de bu canlanmadan nasiplerini fazlasıyla aldılar.
Üretilen ekonomik konutlar yanında, lüks ve prestij konut üretimi de oldukça arttı ve bu konutlar ciddi anlamda müşteri buldular.
Bankacılık sektörü de kredileriyle bunlara destek oldu ve kullandırdıkları kredilerden ciddi karlar elde ettiler.
Sonuçta, inşaat ve yan sektörlerin bu hareketliliğinden, herkes mutluydu.
Bu arada, 1984 yılında ve 2985 sayılı kanunla kurulan, ancak son yıllarda çalışma şekil ve şartları yeniden düzenlenen, TOKİ gerçeğine de değinmek gerek.
Direk Başbakana bağlı çalışan ve Sayıştay dahil, hiçbir kurumun denetimine tabi olmayan bu kurum, adeta kendi müteahhidine rakip olmuştur.
Çünkü TOKİ,  Hazine arazilerini, Maliye Bakanı ve bağlı olduğu Bakanın teklifi ve Başbakanın onayıyla, bedelsiz olarak devralabilmekte ve arsa üretebilmektedir.
Bu durum, daha başlangıçta başlı başına bir haksız rekabet oluşturmaktadır.
Müteahhitler maça adeta 1-0 yenik başlamaktadır.
Ayrıca şu gerçeğin altını çizmek lazım…
TOKİ; devletin değil, iktidarın bir kurumu gibi çalışmaktadır.
Temel atma ve anahtar teslim törenleri, AKP’nin şovuna dönüşmekte ve açıkça parti propagandası yapılmaktadır.
Ürettiği konutlar ve ödeme şartları tartışmalıdır.
Yaptıkları ödemeler ve harcamalar, verdikleri ihaleler denetlenememektedir ve de sıkça tartışılmaktadır.
Kamuoyunda söylentiler had safhaya ulaşmıştır.
İktidara yakın bir kesim, kurumdan uygun fiyata aldıkları ihaleleri, taşeron firmalara neredeyse üçte bir fiyata yaptırarak büyük kazançlar elde etmektedir.
Bu konudaki tereddütler, ihaleler ve harcamalarla ilgili merak edilenler, meclis tutanaklarında ve muhalefetin verdiği soru önergelerinde açık ve net biçimde mevcuttur.
Kamuoyunun cevap beklediği ve merak ettiği bu konuların büyük kısmı da henüz, Sayın Başbakan tarafından cevaplandırılmamıştır.
Kısaca TOKİ’yi, ciddi manada denetlenmesi ve acilen ıslah edilmesi gereken bir kurum olarak görüyorum.
Şimdi, TÜİK’in açıkladığı rakamlara bir göz atalım;
*2005 yılı, Üç Aylık İnşaat Sektörü İstihdam Endeksi, 2010 yılının birinci döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 4,3 azalmış.
*Bina İnşaatı Sektörü İstihdam Endeksi yüzde 5,4 gerilemiş.
*Bina Dışı İnşaat sektörü İstihdam Endeksi ise yüzde 2,9 düşmüş.
*İnşaat sektöründe çalışılan saat miktarı da bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 4,3’lük bir gerileme gösterirken,
*Bina İnşaatı Sektörü Çalışılan Saat Endeksi ise yüzde 4,7 azalmıştır.
*Bina Dışı İnşaat Sektörü Çalışılan Saat Endeksi de yzüde 3,8 gerilemiştir.
İstihdam oranlarındaki bu gerilemelere karşılık, çalışanların ücretlerinde yaşanan artışlar dikkat çekici. Örneğin;
-Üç aylık İnşaat Sektöründe Brüt Ücret-Maaş Endeksi; 2010’un birinci döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,1 oranında artmış,
-Bina İnşaatı Sektöründe Brüt Ücret-Maaş Endeksi de yüzde 2,1 oranında yükselmiş ve
-Bina Dışı İnşaat Sektöründe Brüt Ücret-Maaş Endeksi ise yüzde 10,9 oranında artış göstermiştir.
İstihdam azalırken ücretlerin artması, inşaat kalitesinin arttığını, prestij ve lüks konutlara doğru yönelme olduğunu ifade edebilir.
Ancak bu durum, aynı zamanda inşaat maliyetlerini ve dolayısıyla konut fiyatlarını da olumsuz etkileyecektir.
Orta ve uzun vadede piyasaların tıkanmasına neden olabilir.
Bazı bölgelerde konut satışları doyum noktasına yaklaşmaktadır.
Bu yüzden sektör, AB bölgesindeki mali sıkıntıları da dikkate alarak, bölgedeki hizmet sektörüne talip olmalı ve Turizm yatırımlarına acilen yönelmelidir.

Ali Osman Memiş'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız