| İbre dolara mı dönüyor? |
| Pazartesi, 28 Aralık 2009 13:39 | |||
![]() 2009 sonuna doğru, avro ve yen karşısında değer kazanmaya başlayan dolar, 2010 içinde piyasaları ümitlendirip heyecanlandırıyor. ABD’de ekonomik verilerdeki iyileşme ve FED’in faizleri beklenenden daha önce artıracağı ümidi, yeni beklentilere yol açmıştır. Bu durum, 2009 Kasım sonundan itibaren, doları, euro ve yen karşısında, destekler bir pozisyon yaratmıştır. Her ne kadar, ABD ekonomisindeki düzelen göstergeler, henüz kalıcı olduğunu kanıtlayamasa da, Ülkenin önde gelen ekonomistleri, henüz karamsarlıktan kurtulamamış olsa da, yapılan belli başlı anketlerde, doların avro ve yen karşısında değer kazanacağı görüşü ön plana çıkmaktadır. Anketlerdeki ortak beklenti, yılsonuna kadar avro/dolar paritesinin 1.48 olacağı şeklindedir, bilindiği gibi önceki tahminler paritenin 1.43 olacağı şeklinde idi. Yine anket katılımcılarına göre, 2010 Haziran sonunda paritenin 1.42’ye, 2010 sonunda ise 1.40’a ineceği öngörülüyor. Aynı ankette dolar/yen paritesi için 2009 sonu beklentilerini 91 olarak veren katılımcılar, 2010 Haziran’ında 95 yen ve 2010 sonunda ise100 yen olmasını beklediklerini açıkladılar. Her ne kadar doların bu seyri ABD’nin ve Çin’in işine gelse de (sanki aralarında gizli bir anlaşma var), 2010 yılında dolarda bir miktar hareketlenme olacak gibi görünüyor. Bu hareketin devamlılığı konusunda ise gelişmeleri izleyerek yorum yapmak, daha sağlıklı olacaktır. Dolar konusunda kesin yorumlar yapabilmek için elimizdeki datalar henüz yeterli değil. MOODY’S RAPORU ABD’deki bu gelişmelerden sonra, AB bölgesinde de önemli gelişmeler dikkat çekiyor. Moody’s, Avrupa bölgesi için “toparlanmanın henüz ilk aşamada olduğunu ve muhtemel şoklara karşı ekonomilerin 2010 yılında da savunmasız olmaya devam edeceğini” öngören bir rapor yayınladı… “Birçok Batı Avrupa ülkesinde yeniden büyüme trendine geçiliyor olmasına rağmen, kırılganlıkların ve yapısal zayıflıkların, 2010 yılında da toparlanmanın hızını yavaşlatacağından kuşku duyulan raporda” öne çıkan bazı değerlendirmeleri şöyle sıralamak mümkün: - Yapısal zayıflıklar ve kırılganlıklarla birlikte, kısa vadeli borçları yüksek olan ekonomiler, toparlanmada geride kalacaklar, - Zorlu kredi şartları ve reel ekonomideki yüksek işsizlik, toparlanmanın önündeki en büyük engel olacaktır, - Ayrıca, zamansız yapılan politika değişiklikleri toparlanmanın sonunu getirebilir. AB bölgesinde mali piyasalar, bazı hükümetlerin müdahaleleriyle iyileşme gösterse de, bu ülkelerde toparlanma henüz ilk aşamada ve görünümler zayıf ve kırılgan seyrini koruyor. Kendi kendini idame ettirebilen bir toparlanma garanti değil. Euro bölgesi hükümetleri, gevşek mali politikalarını gelecek yıl da sürdürmek zorunda kalacaklar, Ancak kamu finansmanını sürdürebilmeleri için gerekli kredi şartlarını da sağlamak zorundalar. Avrupa bölgesi Merkez Bankaları, muhtemelen 2010 sonuna kadar, politika faizlerini düşük tutmak durumunda kalacaklar, sıkı önlemlerini de yavaş yavaş gevşetecekler. Bu konuda, AB Merkez Bankalarının görevi, Avrupalı politikacılardan daha zor olacak gibi görünüyor. Eğer para politikaları, zamanından önce ve hızlı bir biçimde sıkılaştırılırsa, o zaman da deflasyon baskıları toparlanmanın sonu olabilir. Kısacası, 2010 Euro Bölgesi için sıkıntılı görünüyor. ABD’de beklenti anketleri olumlu, Bu durum avro/dolar paritesini mutlaka doların lehine çalıştıracaktır. Kalıcılığı ve sürekliliği konusunda yorum yapmak ise henüz erken… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

