| Havada uçuşan rakamlar |
| Pazartesi, 26 Temmuz 2010 09:48 | |||
![]() Sade vatandaşımızı rakamlar çok fazla etkilemiyor, daha doğrusu ilgilendirmiyor, aslında onlar ellerine geçen paraya ve harcamalarına bakıyorlar. Ay sonunda, bırakın kenara üç-beş kuruş koymayı, eğer başa baş çıkabiliyorlarsa, kendilerini mutlu addediyorlar. Gaz lambası fitiline endeksli enflasyon rakamları, Çarpıtılan cari açık, İç ve dış borçlar, Afaki belirlenen büyüme rakamları, Pariteler, Faiz oranları, Borsa endeksleri, Emtia fiyatları, Açıklanacak şirket karları ve diğer birçok rakam, artık kimseye inandırıcı gelmiyor. Hatta eminim ki bu tür rakamlara boğulmuş haberleri ne okuyorlar, ne de dinliyorlar. İnsanlarımızın büyük bölümü, işi olanlar, ay sonunu nasıl getireceğinin hesabını yapıyor. *** Dünyadaki ve bizim ekonomi kurmaylarımızın açıklamalarında, son günlerde dikkatimi çeken bir konu var. Rutin ve sonuçları merakla beklenen toplantılarının sonunda yaptıkları açıklamalarda, kesinlikle fazla rakamlara girmiyorlar. Daha sade, daha yalın ve net cümlelerle, detaya girmeden açıklama yapıyorlar. Bu açıklamalar bazen politik de olabiliyor, ama kesinlikle rakamlara boğulmuyorlar. Net mesajlar veriyorlar. FED Başkanı Bernanke ABD Senatosu’nda yaptığı son konuşmasında, ABD ekonomisinin “olağandışı belirsiz” bir durumda olduğunu telaffuz edince, rakamlara gerek kalmaksızın piyasalar bir anda gerilemiştir. Bernanke, açıklamasında; Ekonominin ciddi bir biçimde yavaşlaması veya durgunluğa girmesi halinde, daha fazla önlem almaya hazır olduklarını belirtirken, Ilımlı bir ekonomik büyüme ve düşük enflasyon dönemi beklediğinin altını çizerek, İstihdamda yaşanan kayıpların telafi edilmesinin zaman alacağını iddia etmektedir. Ancak Bernanke, şunun da altını çiziyor, Şimdiye kadar aldığımız önlemler yetersiz kalabilir, Sanki mantık şu; bu süre zarfında “dayanan dayanır, dayanamayan gider” mantığı, Borsa deyimiyle; “silkeleme” operasyonu… İnsan bazen düşünüyor; acaba böyle esnek ve ucu açık uygulamalarla, sistemin kendi kendisini revize etmesine, özellikle izin mi veriliyor? Havada uçuşan rakamlarla, gerçek sebep ve sonuçlar saptırılmaya mı çalışılıyor, diye… Devamında bakın ne diyor Bernanke; Eğer bu önlemler yetersiz kalırsa -ki kalacak gibi- yeni önlemler almaya hazırız. Örneğin; istihdam piyasasında beklediğimiz iyileşmeyi göremezsek, ekonomi toparlanmaya devam etmezse, harekete geçmeye hazırız. Tabii bunun için de izlenecek yol belli. Borçlanma maliyetlerini düşürmek… Yani, zaten zor durumda olan bankacılık ve finans sisteminin üzerine gitmek, Bu durum da beraberinde farklı riskleri getirecektir. Bernanke’nin açıklamalarından anlaşılıyor ki; ABD ekonomisi için yeni bir resesyon tehlikesi hala gündemde. Dolayısıyla bu durum, diğer ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Bu açıklamaların hemen ardından, IMF’den de yeni açıklamalar geldi. Eğer daha sıkı bir bütçe disiplini uygulanır ve yapısal reformlar genişletilirse, Avro bölgesinin; 2010’da yüzde 1, 2011’de yüzde 1,3 2012’de ise yüzde 1,8 büyüyeceği öngörülmüş. Bizde ise Merkez Bankası’nın her ay iki kez düzenlediği, ‘Beklenti Anketi’nin sonuçları açıklandı. Buna göre; temmuz ayının ilk dönem anketinde yüzde 0,02 olan cari ayın TÜFE beklentisi, son ankette yüzde 0,03’e yükseldi. Temmuz ayının ilk anketinde yüzde 0,15 olan gelecek ayın TÜFE beklentisi, son ankette yüzde 0,18’e yükseldi. İki ay sonrasının TÜFE beklentisi ise yüzde 0,65 seviyesine yükseldi. Bunlar işin rakamlarla telaffuz edilen boyutu, İşin, sıkıcı ve anlaşılmaz boyutu. Eminim, okuyan olmuşsa sıkılmıştır… Başkan Yılmaz’ın, özet sayılabilecek açıklamaları daha anlamlı; Kuru bırak, verimliliğe bak; TL’nin, ihracatı olumsuz etkilediğini iddia edenlere, bu net mesajı veriyor Merkez Bankası Başkanı. Serbest piyasa şartlarında çalışan bir ekonomide, reel kur seviyesini kontrol etmenin mümkün olmadığını savunarak, önümüzdeki dönemde verimliliğini artıran ülkelerin para birimlerinin, daha güçlü bir performans göstereceğini söylüyor. Hiç rakama boğulmadan, gayet açık ve net bir açıklama. Mesaj kesinlikle hedefini bulmuştur. *** Geçtiğimiz hafta şehit verdiğimiz yedi askerimizin ailelerine ve milletimize, baş sağlılığı diliyorum. Gerçek gözyaşı döken şehit ailelerinin acılarını, Türk milleti olarak paylaşıyoruz. Ali Osman Memiş'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

