| Hani kriz vardı… |
| Pazartesi, 14 Aralık 2009 13:33 | |||
![]() Hemen hemen tüm yazılarımızda değinmeye çalışıyoruz. Reel sektör, sanayiciler, KOBİ’ler, çiftçi, esnaf, Kısaca piyasalar, ciddi manada kaynak sıkıntısı çekmektedirler. Dolayısıyla ücretli kesim de, bu sıkıntıdan payını fazlasıyla almakta... Çünkü yatırım ve üretim yapamayan sanayici, yeni istihdam imkanı yaratamadığı gibi, giderlerini düşürmek için personel çıkarmak durumunda kalmaktadır. Hal böyle iken, Yukarıda saydığımız tüm sektörler zarar ederken, Normal şartlarda görevleri, Daha doğrusu kuruluş amaçları, bu sektörleri fonlamak, Sanayiciyi, KOBİ’leri, esnafı, çiftçiyi Kısacası piyasaları finanse etmek olan bankalar, Nasıl oluyor da Hala büyümeye devam edebiliyorlar? Hem de, tüm bu sektörler zarar ederken ve de Küresel finansal kriz varken… BDDK’nın yeni açıkladığı kesinleşmemiş verilere göre, Türk bankacılık sektörünün, 2009 Ekim ayı itibariyle aktif büyüklüğü; 795 milyar 555 milyon TL’ye ulaştı. Sektörün aktif toplamı, 2008 yılının sonundan itibaren geçen 10 aylık sürede, yüzde 8,6 oranında büyüyerek, 63 milyar 19 milyon TL gibi önemli bir artış göstermiştir. E hani kriz vardı… ***
Piyasaları bunaltan küresel kriz, nedense bankacılık sektörüne hiç uğramıyor…Bu artışlar, geçtiğimiz yıllarda banka özelleştirmelerinde yabancıların, Türkiye’de banka satın alma konusundaki iştah ve ısrarlarını, bir miktar da olsa açıklamaktadır. Önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi, Türkiye’de bankaların büyük bölümü, özellikle de yabancı ortaklı ve yabancı bankalar, Hiç kredi riskine girmeden, Sadece hazine ihalelerinden ciddi kazançlar elde etmektedirler. Sanki ellerinde sihirli bir değnek varmışçasına, Aktiflerini artırmaya devam etmektedirler. Bakalım o sihirli değnek(!), Yatırım ve üretim yapan ve de istihdam yaratan kesimin eline ne zaman geçecek… HHH Hazine ihalelerinden bahsetmişken, 12 Ekim 2009 tarihli “Sayıştay; Hazine ihaleleri başıboş” adlı yazımızda değindiğimiz, 2008 yılında yapılan ve yaklaşık 114 milyar TL’ye ulaşan hazine ihalelerindeki düzensizliklerin anlatıldığı Sayıştay raporu ile ilgili, Ekonomi yönetiminden henüz hiçbir açıklama gelmedi. İlgili açıklamayı, kamuoyu merakla beklemektedir. Öyle sanıyorum ki, bu açıklamayı en çok da Sayıştay bekliyor… Aslında, bankacılık sektöründe, Özelikle de, bu finansal kriz günlerinde, banka karlılıklarının bu denli artmasını merak edenler, 1 Ekim 2009 tarihli Sayıştay raporunu bir kez daha okumalılar. Piyasa yapıcısı sıfatıyla(!) ihalelere giren bankaların ve yaptıkları DİBS alımlarının dökümleri açıklandığında, bazı konular açılığa kavuşacaktır. ***
Yabancı ortaklı ve büyük ölçekli bankalarımızdan birinin genel müdürünün yaptığı bir açıklama, bazı şeyleri daha net bir biçimde açıklıyor.Akbank’ın Genel Müdürü Ziya Akkurt, uluslararası alanda genişlemeyi planlamadıklarını, Çünkü 2010 yılında da, 2009’a benzer uygulamalarla, aynı performansı göstereceklerini ifade etmektedir. Bununla birlikte, irili ufaklı daha birçok banka, 2009’un 9 aylık dönemindeki yüksek performanslarından ötürü, önümüzdeki yılın programlamasını yaparken, haklı olarak ağırlıklarını iç piyasaya vereceklerini açıklamaktadır. Anlaşılan, önümüzdeki dönemde de bankalar, bulanık suda balık avlamaya, reel sektör ve genel piyasalar ise, bir süre daha kaynak sıkıntısı çekmeye devam edecekler. Piyasalardaki durgunluk bir süre daha devam edecek. Taa ki, ihale şartnameleri yasal normlara getirilinceye kadar… Taa ki, ellerindeki para, bankaların ellerini yakmaya başlayıncaya kadar… Umarım ki bu arada, Kapitalizmin doğası gereği, periyodik olarak yaşanan resesyon tehlikesi, ABD ekonomisini yeniden etkisine almaz. Çünkü sonuçları bizim için bu kez daha ağır olur. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

