Hamdolsun!.. 2009’a cari açıkla böyle giriyoruz…
Perşembe, 20 Kasım 2008 09:25

alt

Dış cari işlemler açığına kısaca ‘cari açık’ deniliyor.
Dış cari işlemler ise, ithalat ve ihracat, turizm gibi hizmet geliri ve gideri ile cari transfer işlemleridir. Bu işlemler arasındaki fark, cari açık veya cari fazladır. Bir başka ifadeyle cari açık, giren dövizlerle çıkan dövizler arasındaki farktır. Döviz açığı da diyebiliriz.
Neden cari açık veriyoruz?
Bir ülkede cari açık, başlıca üç ana nedenle ortaya çıkar.
1-İç tasarruf açığı
2-Büyüme
3-Düşük kur-değerli TL. (yüksek faiz)
Hızlı büyüme; dış ticaret açığının artmasına neden olur… İthalat talebi artar… Üretim için gerekli makine, teknoloji, ara malı ve ham madde ithalatı artar. Yine fert başına gelirin artması da, ithal tüketim malına olan talebi artırır. Cari açığın olduğu yıllar, döviz kurlarının düşük, Türk Lirası’nın değerli olduğu yıllardır.
l Türkiye’de dalgalı kur politikası için, sanayileşmiş ülkelerde olduğu gibi, rekabet şartları oluşmamıştır… TCMB müdahaleleri önemlidir.
l  Türk Lirası lafta konvertibldir… Ancak uluslararası piyasalarda kabul görmez. Rekabet gücü yoktur.
l TL reel faizleri, döviz hesaplarına verilen faizlerden çok yüksektir. Bu durum, döviz kurlarını bastırmıştır. İç borç ihtiyacının yüksek olması, para arzının kısıtlanması ve ekonomide risk oranının yüksek olmasından dolayı, reel faizleri daha aşağı düşürmek imkanı olmamıştır.(Hedge fonları kaçabilir korkusu)
l  IMF’nin taze kredileri döviz arzını artırmıştır.
l  Hazinenin ihraç ettiği döviz hamili ve dövize endeksli kağıtlar,  bankalar ve işletmelerde döviz yerine pozisyon olarak tutulmaktadır. Bu nedenle bankalar tüm döviz kredilerini kullanmıştır.  Bu şekilde bankaların gizli pozisyon açıkları oluşmuştur. Gizli pozisyon açıkları da döviz arzını artırmıştır.
l İthalatın iç üretim yerine ikame edilmesi sonucu, içerideki yatırımlar durma noktasına gelmiş ve işsizlik artış göstermiştir.
l Düşük kur nedeniyle rekabet gücümüz düşmüştür. Özellikle milli parasını ABD dolarına bağlayan Çin karşısında rekabet imkanımız kalmamıştır.
l Cari açık, dış borçla ve kısa vadeli sıcak para ile kapatılmıştır. Sıcak para kırılganlığı giderek artmıştır.
l Cari açığı kapatmak için alınan dış borcu ve faizlerini sonunda toplum ödeyecektir… Eğer dış borç, yatırım yapmak veya darboğazı aşmak için alınmış olsaydı, kendi kendini öderdi. Cari açığı kapatmak için alınan dış borç ise, ucuza ithal malı kullananların bu nedenle elde ettikleri faydanın, borç olarak gelecekte topluma ödetilmesi manasına gelmektedir.
l Cari açık oluştukça IMF faiz dışı fazla oranının artırılması için dayatmaktadır. Faiz dışı fazla, kamu altyapı yatırımlarını da durma noktasına getirmiştir…
Eğer cari açık, uzun vadeli yatırım sermayesi ile kapatılabilmiş olsaydı; bu aynı zamanda yatırımları, üretimi, verimliliği ve istihdamı da artıracak ve açık telafi edilebilecekti. Açığın borçla ve sıcak parayla finanse edilmesi, ayrı bir risk olarak ortaya çıkmaktadır.

SICAK PARANIN
UYUŞTURUCU ETKİSİ
Piyasaların sıkışarak tıkandığı, özelleştirmelerin sonuna gelindiği bugünlerde, yapılan görüşmeler, verilen tavizler sonucu gelen sıcak para, geçici bir rahatlık yaratarak, bir süre piyasaların yolunda gitmesini temin etmektedir. Yüksek faiz-düşük kur nedeniyle, zaman içinde, ihtiyaç artarak devam etmektedir. Gerekli uyuşturucunun dozu her seferinde daha da artmaktadır. Bu durumun sürdürülebilirliği zor ve tehlikelidir. Çünkü bu paralar, portföy yatırımlarında ve esnek piyasalarda geçici olarak rol üstlenmişlerdir. Kendilerine göre olumsuz bir gelişmede, her an pozisyon değiştirerek, dövize dönüp, ayrılma tehdidini ekonomi yönetimine hissettirmektedirler. Bunu çok iyi bilen ekonomi yönetimi, fonların dümen suyunda, sıcak para ile günü kurtarma gayreti içindedir.
Uyuşturucu bağımlılığından kurtulmanın tek yolu, bağımlı olduğunu ve tedaviyi kabul etmektir. Bu durumdan kurtulmayı istemek gerekmektedir.
Eğer ABD ve AB ülkeleri ile birlikte, gerekli finansal ve yapısal tedbirleri zamanında ve yeterli düzeyde almazsak…
l Hamdolsun, teğet geçti politikalarıyla oyalanırsak…
l Alternatif üreten, eleştiri yapan insanları bozgunculukla suçlarsak…
l Muhalefeti, ateşe benzinle gitmekle suçlamaya devam edersek…
l Etkilerini daha henüz tam olarak hissetmediğimiz küresel krizi, daha etkin yaşamamız ve 2009’da resesyon tehlikesiyle karşılaşmamız kaçınılmazdır.

Jp Morgan
Türkiye’ye nötr!
JP Morgan gelişmekte olan ülke tahvillerinin ağırlığını azaltırken, Türkiye için tavsiyesini “nötr” seviyesine indirdiğini açıkladı.
Raporda, küresel kredinin çok daha cazip olduğu (bizdeki yüksek faiz oranları nedeniyle)  belirtilirken, ABD için tavsiyelerini geçen hafta “nötr” seviyesine yükselttikleri, gelişmekte olan ülke tahvillerinin ise ağırlığını azalttıkları ifade edildi.
JP Morgan; Arjantin, Ekvador, Rusya, Ukrayna ve Venezuella için “ağırlık azalt” tavsiyesinde bulunurken, Brezilya ve Türkiye’yi “nötr” seviyesine indirdi. Neden Brezilya ve Türkiye? Çünkü; IMF’nin uyguladığı ekonomik politikalar nedeniyle Brezilya ile benzeşiyoruz… Bu rapor ve karar Türkiye’nin ağırdan aldığı, yeni Niyet Mektubu hazırlanmasını hızlandırmaya yönelik gibi görünüyor…

Ekimde Hedge fonların
kaybı 100 milyar dolar…
Hedge fonların dünyadaki toplam parasal güçleri 2 trilyon dolar civarındaydı. 1,3 trilyon dolara düşmesi beklenen bu fonların son nefesleri yaklaşıyor gibi…

Yerli yatırımcıya uygulanan
yüzde 10’luk stopaj kaldırıldı
2006 yılından beri uygulanan haksız rekabet nihayet kalktı ama yerli yatırımcının bu süre zarfındaki zararı ne olacak? Sineye çekilecek gibi görünüyor… Bilindiği gibi yabancılar sıfır stopajla çalışıyorlar…

Brokerlar işsiz kalabilir.
Exapi, (uzaktan erişim) brokerleri işinden edecek gibi… İnsan sıcaklığı burada da bitiyor, bilgisayarların esiri olmaya devam… Nerede o eski seanslar… Yaklaşık iki bin civarında yetişmiş insan işsiz kalacak…

Kredi notları bizim
bölgede ne alemde?
On yıllık geçmişi olmayan ülkeler bile, bizden iyi notlara sahipler. Ülkemizin lokomotifi olan bankacılık sektörünün nakit yapısının sağlamlığı ve krize karşı dayanıklı olduğu S&P tarafından resmen açıklandı. Ama yine de, Türkiye şu an yatırım yapılabilir ülkeler ülke statüsünün üç barem altında ve halen notunun görünümü “durağan”…

USB’nin ‘En’leri
UBS kasım ayı raporunda Türk hisse senetleri arasında; İş Bankası, Türkcell, Tüpraş, Enka ve Bim’i en iyi tavsiyeleri olarak açıkladı.

 

Ali Osman Memiş
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız