Geriye dönük navlun incelemesi
Pazartesi, 23 Kasım 2009 14:19


Hep böyle olmuştur…
Kendi ülkesinde,
İkinci sınıf vatandaş muamelesine layık görülmüştür Türk insanı.
Fedakarlık yapmak, hemen her konuda ona düşmüştür.
Daha iyi bir gelecek için,
İtirazsız, her türlü desteği vermiştir.
Ekonomi yönetimi, kendi yatırımcısına göstermediği,
Teşvik, muafiyet ve ayrıcalıkları,
Yıllardır yabancı yatırımcılara uygulamaktadır.
Tabii ki burada amaç,
Cari açığı finanse edecek sıcak paranın ülkeye girişini sağlamaktı.
Yüksek faiz ve teşvikler nedeniyle,
Bir süre yoğun şekilde gelen sıcak paraya gerekçe de bulmuşlardı.
Güven ve istikrar.
Uzun yıllar finans piyasasında yabancılar tek kuruş vergi ödemezken,
Yerli yatırımcıdan, kaynaktan tevkifat yoluyla tahsilatlar yapılmıştı.
***
Önümüzdeki yıl, bütçedeki açıklar maalesef oldukça büyük,
Bunları finanse edebilmek için hali hazır kaynakların yanında,
Acil ve yeni kaynaklara şiddetle ihtiyaç var.
Ayrıca ufukta bir seçim ihtimali de olduğundan,
Yeni ve direkt vergiler konusunda iktidarın eli kolu bağlı…
Bu nedenlerle Maliye Bakanlığı, çimento taşımalarında, büyük yabancı armatörlerden, yıllardır tahsil edemediği navlun vergisini,
Yerli çimento ihracatçılarından talep etmeye başladı.
Hem de beş yıl geriye dönük olarak.
İhtimaldir ki bu uygulama,
Sadece çimento sektörü ile de sınırlı kalmayacak.
Türkiye’de, ihracat gerçekleştiren sektörlerin hemen hepsi,
Geriye dönük olarak incelemeye tabi tutulacaktır.
Haa bunda ne mi var?
Tabii ki herkes vergisini ama,
Bunda düpedüz çifte standart var.
Yabancıya her şey mübah,
Yerliye gelince, inceleme ve ceza…
Bu kapsamda Bakanlığın,
Navlun vergisi talebine ilk olarak,
Sabancı Grubu’nun çimento sektöründeki ortağı muhatap oldu,
HC Trading adlı şirkete, geriye dönük beş yıllık inceleme sonucu, 9 milyon TL vergi cezası kesildi.
Bakalım sırada kimler çıkacak ve
Kimlerin kulağı çekilecek(!)…

RÜZGAR SANTRALİ
Herkesin kabul ettiği gibi, çağımız enerji çağı…
Tüm savaşlar, anlaşmazlıklar ve anlaşmalar, enerji kaynakları konusunda…
Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte,
Son yıllarda temiz enerji konusunda atılan adımlar,
Ülkemizin uygun coğrafi koşulları da göz önüne alınarak,
Gündeme rüzgar enerjisini getirdi.
Ancak, 1 Kasım 2007 tarihinden itibaren,
Rüzgar enerjisi santralleriyle ilgili lisans almayı bekleyen yatırımcılar,
Piyasada yaşanan belirsizlikler nedeniyle,
Yatırımlarından cayma noktasına gelmişlerdir.
Rüzgar enerjisi üretim lisansı almak isteyen firma sayısı, bürokratik işlemler ve belirsizlikler nedeniyle hızla düşmektedir.
Başvuran firma sayısı, 750’den 691’e inerken,
78 bin mw’lık başvuru 30 bine düşmüştür.
Sektörün rahatlaması ve önünün açılabilmesi için,
Yeni düzenlemeler yapılarak,
2010 yılında lisansların yeniden dağıtılması gündeme gelebilir.
EPDK Başkanı’nın görüşleri de bu yönde.
Umarız, enerji ihtiyacının had safhada olduğu bu günlerde,
2010 yılını da belirsizlik ve engellemelerle geçirmeyiz. 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız