Birkaç iyi haber
Pazartesi, 08 Şubat 2010 18:00


Tavuk Rusya yollarında, Suudi Arabistan sırada…
Dünya, son yıllarda ardı ardına oluşturulan salgın senaryolarıyla (deli dana, kuş gribi, kene, domuz gribi vs.)  uğraşırken, bizim tavukçuluk sektörümüzde “kuş gribi” bahanesiyle ciddi olumsuzluklar yaşamıştı. Rusya Tarım Ürünleri Denetleme Kurumu tarafından yapılan açıklama ile Türkiye’den kümes hayvanları ve kümes hayvanları ürünlerinin ithalatı, 1 Şubat 2010 tarihinden itibaren yeniden başladı. Yaklaşık 500 bin tonluk bu rakam, sektörü oldukça rahatlatacak ve hemen akabinde de sırada Suudi Arabistan var. Onların da yıllık talebi yaklaşık Rusya kadar, yani 500 bin ton civarında. Tabii ki bu durum, beyaz et sektörünün canlanmasına neden olurken, iç piyasada da fiyatların artmasına yol açacaktır.
Şirketler halka arz için sırada…
Global piyasalarda şirketlerin yeni kaynak elde edebilmelerinin en sağlıklı yolu, halka açılmadır. Ülkemizde, faaliyette olan yaklaşık 40 bin civarında anonim şirket olmasına rağmen İMKB’de işlem gören şirket sayısı ise sadece 330 civarındadır. Bu oran oldukça düşüktür. Görüleceği gibi halka arz fakiri bir ülkeyiz. Piyasaların yavaş yavaş hareketlenmesiyle birlikte, 2010 yılında, halka açık şirket sayılarında artış olacağı görülüyor. Geçen hafta yapılan Koza Altın arzından sonra, ikisi kamu olmak üzere yaklaşık 15 şirket daha halka arz için sırada beklemektedir. Bu durum, şirketler açısından bir avantaj olmakla birlikte, aynı zamanda piyasaların düzelmeye başlayacağının da bir göstergesidir. İnşallah küresel ve yerel anlamda bir olumsuzluk yaşanmaz.
Erken mi kapayalım, geç mi açalım?..
Başbakan’ın da gözden çıkardığı, genellikle sadece ekmek, gazete ve süt satabilen, bakkal ve market esnafını, biraz olsun sevindirebilecek bir gelişme yaşandı. Sanayi Bakanı Ergün, büyük alışveriş merkezlerindeki market ve diğer mağazaların pazar günleri saat 18.00’de kapanabileceğini, bu yönde çalışmalar yapıldığını açıkladı. Sektör temsilcileri ise AVM’lerin erken kapanması yerine, geç açılmalarını öneriyorlar. Aslında hangi karar alınırsa alınsın, küçük esnafın, bu büyük alışveriş merkezleriyle rekabet edebilmeleri mümkün görünmüyor. Bu konuda, tüketici tercihlerini de göz önüne alarak, daha radikal kararların alınması gerekir.
İş Bankası ve DenizBank atakta…
İş Bankası dünyanın en değerli 500 bankası arasında 91. sırada yer alırken, DenizBank Dexia grubunun 30 bankası içinde ilk 3 sırada yer almıştır. Ancak son günlerde ekonomik kriz yaşayan Yunan NBG Bank ve dolayısıyla Finansbank’a dikkat…
THY ve Alkim dünya sıralamasında…
Avrupa’da yayınlanan 2010 Trafik Verileri Raporu’na göre ekonomik durgunluğa rağmen yolcu sayısını yüzde 12,3 artıran ve büyük bir reklam kampanyası başlatan THY, Avrupa’da 4. sıradadır. Alkim Kimya ise 330 bin tonluk üretim kapasitesiyle Türkiye’de lider, Avrupa’da ikinci ve dünyada da 5. sırada yer almaktadır.
Taşıma ve lojistikte alternatif pazarlar…
Genellikle AB pazarına çalışan Türk taşımacılık ve lojistik sektörü, son yıllarda Avrupa pazarındaki ticaret hacminin yaklaşık yüzde 23 daralmasıyla birlikte, navlun gelirlerinde de yüzde 12’lere varan ciddi bir gerileme yaşadı. Bu durumdan çıkış arayan sektör temsilcileri, yönlerini Körfez ve Ortadoğu ülkelerine çevirince, Avrupa’da kaybettikleri pazar paylarını, buralarda telafi etmişlerdir. Körfez ve Ortadoğu ülkeleriyle yapılan ticaret, sektöre yaklaşık yüzde 25’lik bir artış sağlamıştır.
Mobilyacılarımız Afrika pazarında…
Vergi indirimleri ve ucuz istihdam nedeniyle krizi fırsata dönüştüren mobilya sektörünün büyüklüğü, yaklaşık 9 milyar dolar seviyelerine yükselmiştir. Sektör, 2010 yılı için öncelikle ihracat hedeflerini artırmayı planlıyor. Bu planlamada, hedef ülkelerin başında İran, Irak, Suriye, Libya ve diğer Afrika ülkeleri gelmektedir. Önemli bir pazar olabilir.
Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki durgunluk ve kriz dönemlerinde bile basiretli yöneticiler ve reel sektör her zaman bir çıkış yolu bulmaktadır.
Yeter ki önlerini kesmeyelim!

C 4 PATLAYICI
Bu patlayıcı aslında zayıf patlayıcılar grubundadır, görüntüsü mülayimdir. Ancak, kötü niyetli kişilerin elinde ise tahrip gücü çok yüksek,  tam bir imha silahına dönüşebilir. Muhteşem bir yıkım etkisi vardır. Uzmanlara göre, atom bombasının minyatürü olarak adlandırılır.
Yaklaşık iki aydır, Ankara’nın göbeğinde 4-C kapsamındaki Tekel işçileri, seslerini duyurabilmek ve haklarını alabilmek için eylem yapmaktalar. Toplumun tüm kesimlerinden geniş destek bulan işçiler, maalesef seslerini hükümete duyurmakta başarılı olamadılar. Hükümet kanadından sorunlarıyla ilgili olumlu hiçbir yaklaşım gelmediği için eylemin boyutları son günlerde açlık grevine dönüşmüştür.
Bu insanlar aileleriyle birlikte, kış şartlarının da etkisiyle gerçekten zor durumdalar, önümüzdeki günlerde ölümler de gündeme gelebilir.
Korkarım ki eylem yapan 4-C kapsamındaki bu insanlar, karşılaştıkları bu ilgisizlik, vurdumduymazlık ve çözümsüzlük nedeniyle C4 patlayıcı haline dönüşecekler.
Yetkililerin dikkatli olması ve hassasiyet göstermeleri gerekir,
Zira C4’ün tahrip gücü ve yıkım etkisi çok yüksektir!
Altından kalkmak neredeyse imkansızdır!

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız