Birileri yalan söylüyor!..
Pazartesi, 24 Ağustos 2009 12:33

alt

Son günlerde, piyasalarda yaşananlara ve oluşturulan iyimserliğe aldanarak,
Artık kriz tamamen bitmiştir izleniminde olanlar için,
Geçtiğimiz hafta sonu, ABD’de önemli bir gelişme yaşandı.
ABD’de hafta sonu beş bankaya daha el konuldu…
Böylelikle 2009’da yaşanan iflaslar, 2008 yılının neredeyse üç katına ulaştı,
İşin enteresan tarafı,
Yaratılan bu iyimserlik dalgası içerisinde, bu tablo bile normal karşılanıyor.
Ancak, 25 milyar dolar aktif büyüklüğüne sahip, Alabama merkezli Colonial Bank’ın iflası oldukça önemli, bu iflas 2009’un en şiddetlisi ve büyüğü, maliyeti ise 2,8 milyar dolar.
Oluşturulan yapay iyimserlik havasında, bu denli büyük çaplı bir iflasın yaşanması, ABD ve küresel piyasalar açısından, geleceğe dair çok önemli bir (olumsuz) detay…
ABD’de 2008’de iflas eden banka sayısının 26,
2009’da ise -şimdilik- 77 olduğu ve önümüzdeki 3-5 yıl içinde, sektördeki birçok bankanın daha iflas edebileceği beklentisi dikkate alınırsa,
FED’in ve Obama’nın;
“Ekonomi düzeliyor”,
“En kötü geride kaldı” gibi iyimser açıklamalarının inandırıcılığı,
Hem ABD hem de küresel piyasalar açısından ciddi biçimde tartışılmalıdır.
Rakamlar asla yalan söylemez, ama rakamları yorumlamak önemli,
O halde,
Birileri kesin yalan söylüyor!..
Çünkü gelişmeler ve rakamlar gösteriyor ki,
Ne ekonomiler düzeliyor,
Ne piyasalar rahatlıyor,
Ne de işsizlik azalıyor…

YILAN HİKAYESİ
Görüşmeler, tasarruf ve kaynak artırıcı tedbirler üzerinde devam ediyor ancak,
Yılan hikayesine dönen IMF anlaşmasında henüz somut bir adım yok.
Yerli ve yabancı birçok yatırımcı, Türkiye ve IMF arasındaki stand-by anlaşmasını dikkatle izliyor.
Ancak, gerek IMF’nin Türkiye’ye yönelik tavrı ve gerekse sürpriz biçimde ortaya çıkan, şu meşhur 18,5 milyar dolar nedeniyle, hükümetin ve ekonomi yönetiminin, IMF anlaşması konusunda eskisi kadar istekli olmadığı da görülüyor.
Aybaşında düzenlenen Hazine ihalelerine gelen ciddi talep ve gösterge tahvil faizlerinin, tarihi ve rekor ölçüde düşük seviyelere gerilemesi, piyasada, Türkiye’nin IMF kredisine ihtiyacı olup olmadığı konusundaki tartışmaları, yeniden gündeme getirdi.
Geçtiğimiz günlerde IMF Türkiye Temsilcisi Hossein Samiei, ihalelere gelen yüksek talebi değerlendirirken,
IMF ile kredi anlaşması veya diğer kaynaklara, daha az ihtiyaç duyulabileceğinin altını çizdi.
Bugün artık tüm dünyada IMF politikaları ve uygulamaları, sorgulanıp tartışılıyor.
Biz de yaklaşık bir buçuk yıldır IMF’siz idare ediyoruz,
Üstelik en zorlu dönemleri de atlattık gibi…
Son çeyreğe kadar zorlanıp, işi IMF’siz götürebilirsek,
Öyle zannediyorum ki;
Stand-by anlaşması da rafa kalkar…
Ama bu arada şu meşhur 18,5 milyar dolarlık kaynak konusunu halletmemiz,
Hatta mümkün olabilirse eğer,
Kaynağı belirsiz, yeni “kaynaklar” temin etmemiz, gerekebilir…
Çünkü her ne kadar, TCMB ve ekonomi yönetimimiz, varlığını kabul etmese de
İranlı, Türkiye’de yatırım yapmak şartıyla da olsa, parasını geri istiyor…
Ve bunun için de her türlü yasal girişimi yapacağını ifade ediyor.
AİHM’ne davayı açtı bile…
İddiaya göre, paranın ülkeye sokuluş şekli prosedüre uygun olmadığı için,
Ekonomi yönetimi açısından şimdilik bir risk görünmüyor.
Ancak mahkemeden çıkabilecek, İranlı lehine bir karar tüm dengeleri değiştirebilir.
Tabii, bunlar şu an sadece birer iddia…
İnşallah, bu arada uzun süre direndiğimiz ve diklendiğimiz,
IMF trenini de kaçırmış olmayız...

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız