Barış ve demokrasi
Pazartesi, 11 Ocak 2010 16:19


Ekonominin değişmez kuralıdır; sermaye her zaman,
En az sorgulanacağı,
En yüksek kazancı elde edeceği ve,
En güvenli yeri tercih eder.
Dünyada tüm bu özellikleri bir arada taşıyan ülke sayısı oldukça az. Yatırım yapabilmek için, fonların ve reel sektörün ısrarla aradığı en önemli ortam ise “güven ve istikrar” ortamıdır.
Bu ortamı tesis etmek için, “olmazsa olmaz” iki önemli şart vardır.
Barış ve demokrasi…
Ancak son yıllarda en çok kirlettiğimiz, içini boşalttığımız ve amacından saptırdığımız, iki kelime de maalesef yine “barış ve demokrasi” olmuştur.
Ülkemizde özellikle son günlerde bu iki sözcüğün arkasına sığınarak, dağlarda eşkiyalar cirit atarken, büyük şehirler neredeyse savaş alanına çevrilmiştir…
Devlet otoritesini zaafiyet içinde göstermek amacıyla, devletin polisine ve askerine saldırılar her geçen gün artmaktadır.
Yasalarla eli kolu bağlanan polis, toplumsal olaylarda aciz kalmaktadır.
Sivillere yapılan saldırılar, güvensizlik ortamını artıracak seviyelere ulaşmıştır.
İnsanların, devlet güvencesinde olan yaşam hakları, ciddi anlamda tehlikededir.
Ve insanımız bu tehlikeleri, her gün gittikçe artan biçimde hissetmektedir.
Esnaf, eğer terör örgütü tarafından izin verilmezse, işyerini açamaz durumdadır.
Şehirlerimizde “kurtarılmış bölgeler” hızla artmaktadır.
Devletin askerine, polisine, öğretmenine ve memuruna kurşun sıkılmaktadır.
Devletin en önemli kurumlarına kafa tutmalar hatta küfretmeler olağan hale gelmiştir.
Bu berbat örnekleri -maalesef- artırabiliriz. Barış, demokrasi ve kardeşlik adına yapılan tüm bu olumsuzluklar, ülkedeki ekonomik yaşamı birebir etkileyen unsurlardır.
Yerli ve yabancı yatırımcılar, yatırım kararları alırken, tüm bu faktörleri dikkate alırlar, yöreye yapılacak yatırımlar, yörede güven ortamı olmadığı için sürekli ertelenmektedir.
Zaten terör örgütünün isteği de budur, bölgenin ve bölge insanının kalkınmasını istemez,
Terör örgütü için bölge insanının refahı önemli değildir, onlar için önemli olan;
Varlık nedenleri olan; kaos, korku ve güvensizlik ortamının sürmesidir, Yine onlar için önemli olan, kendilerine faaliyet ortamı sağlayacak, işsizlik gibi, gelir düşüklüğü gibi, yatırım ve üretimin olmadığı,
Ekonomik hayatın; kendi istedikleri biçimde gelişmesidir.
Örgüt ve elebaşları lüks bir hayat sürerken, insanların yoksulluk çekmesi, onları çok fazla ilgilendirmez.
Aynı şekilde, ülkemize dışarıdan bakan yabancı yatırımcılar ve hedge fonlar, gördükleri olumsuz fotoğraflar nedeniyle, muhtemel yatırımlarını ertelemektedirler.
Sıcak para girişleri, durma noktasındadır.
Cari açığın sürdürülebilmesi ve dış borçlar konusunda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.
Tekrarlamakta fayda var,
Sermaye; yatırım için “güven ve istikrar” arar.
Lütfen “barış ve demokrasi” adı altında bu değerleri yok etmeyelim…

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız