|

Her ne kadar IMF’den gelecek kaynağa ihtiyacımız olsa da, basında ve piyasada Türkiye’nin yoluna IMF’siz devam edeceği yönünde beklentiler yükseliyor. Bunu siyasilerin ağzından da sık sık duyuyoruz. Mayısa kadar, IMF ile anlaşmaya, neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu. Bizde öyle düşünüyorduk. Gelişmeler de bunu gösteriyordu. Oysa son iki haftalık süreçte, bu beklentinin yön değiştirdiğini ve IMF anlaşması ile ilgili soru işaretlerinin oluştuğunu görüyoruz. Çünkü; ekonomi yönetimi, Kriz ortamında, maliye/bütçe politikasında bir kısıtlamaya gitmek istemiyor, IMF ise özellikle bütçe disiplininde ısrar ediyor. Hükümet 2011’deki genel seçim öncesi, IMF ile sıkı programa girmekte nazlı… İçeride faizler ve enflasyon düşüyor, TL göreceli olarak değer kazanıyor ve Dışarıda küresel kriz şiddetini yitiriyor. İşte bu datalarla rehavete giren hükümet, IMF anlaşmasını savsaklıyor. Bu durumda yaz aylarını atlatabiliriz ama daha sonrası zor…
***
Anlaşmanın iptal edilmesinin sonuçları; İç finansman açısından; Bütçe tarafında yaşanan bozulma ve giderek artan borçlanma ihtiyacı. Bu durum, kısa vadede olmasa da, orta vade ve 2010 yılı için kritiktir. Şu anda yüzde 110 seviyelerinde gerçekleşen iç borç çevirme oranının, yılın geri kalanında, ortalama olarak yüzde 100’ün altına inmesi de zor görünüyor. (Hazine’nin 2009 yılı öngörüsü yüzde 78 idi.) Özellikle, beklentilerin üzerinde gerçekleşen enflasyon düşüşü ve mart ayı ortasından itibaren, varlık piyasalarındaki yükselişlerin, tahvil faizlerine olumlu yansıması nedeniyle, borçlanmada şimdiye dek bir sorun yaşanmadı. Ama borçlanma açısından, özellikle orta vadede durum kritik ve zor görünüyor.. Dış finansman açısından; Dış finansman tarafında durum, şimdilik rahat görünüyor, Döviz ihtiyacımız hızla düşüyor. Burada en önemli gelişme, cari açığın daralıyor olmasıdır. Döviz girişleri beklentilerimizden daha iyi, Net doğrudan yabancı yatırımlarda artışlar var. Ancak, bunlar spesifik girişler. Süreklilikleri olmayabilir. Konuya orta vadede bakarsak, Döviz girişlerinin sürdürülebilir olmaması da, ciddi manada risk oluşturmaktadır.
***
Türkiye’nin, kısa vadede -yaz sonuna dek- IMF’ye pek ihtiyacı yok gibi görünüyor. Ancak orta ve uzun vadeli bir pencereden bakıldığında, Hali hazır bütçe dengesi ve borçlanma ihtiyacı ile Önümüzdeki günlerde, sorunların daha da büyümesi kaçınılmazdır. Onun için, bütçe/iç finansman dengesindeki bozulma ve dış finansmandaki risklerin devam ediyor olması, IMF ile anlaşmanın önemine işaret ediyor… Eğer anlaşma gerçekleşmezse, bu durum, hem genel ekonomide hem de piyasalar üzerinde ciddi baskılar yaratacaktır. Şu özlü söz, içinde bulunduğumuz durumu ne güzel özetliyor; “Arının ağzındaki bala talip olanlar, arkasındaki iğneyi unutmamalıdır.”
***
Devlet Planlama Teşkilatı neden devre dışı? İktidarlara ekonomik programlar hazırlayan, yol haritasını öneren ve ekonomi yönetimlerine perspektif belirleyen DPT, AKP işbaşına geldiğinden beri, işlevsizleştirildi. Özellikle AP ve ANAP dönemlerinde, Demirel ve merhum Özal’ın himayesinde, oldukça başarılı çalışmalar yapan, zaman zaman da siyasi tercihlere kurban edilen DPT, AKP iktidarlarıyla birlikte, ekonomik planlamalardan tamamen soyutlandı. Yönetici ve uzman atamalarında sürekli boşluklar yaşandı. Günümüzde, gerek Başbakan ve gerekse ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı, işadamları ve ekonomistlerle, değişik zamanlarda görüşmeler yapıyorlar, onların önerilerini alıyorlar. Hatta bazı programlar dışarıdan dayatılabiliyor. Ancak, görebildiğimiz kadarıyla DPT, hala bu çarkın içinde değil. Ülkenin ekonomik planlamaları yapılırken, DPT’nin iyi yetişmiş uzmanlarının, görüşleri yeterince alınmıyor. Umarız, yıllarca birçok devlet adamı ve siyasetçi yetiştiren, ülkeyi iyi tanıyan, ülke gerçeklerini bilen ve birçok başarılı ekonomik programa imza atan bu kurum ve uzmanları, hak ettikleri saygınlığa yeniden kavuşur, itibarları iade edilir. Yapılacak objektif atamalarla, kadro sıkıntısı giderilen DPT, ülkenin ekonomik geleceği planlanırken, ekonomik programlar hazırlanırken, birikimlerini ortaya koyma imkanı bulabilirse, herkes için yararlı olacaktır. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|