Altının altın devri
Pazartesi, 15 Mart 2010 10:43


Alternatif yatırım araçlarının bugünkü kadar gelişmediği, borsa ve diğer yatırım enstrümanlarının henüz bilinmediği yıllarda atalarımız, ağırlıklı olarak iki şeye yatırım yapmışlardır.
Toprak ve altın…
Bu iki enstrüman da neredeyse yatırımcısına hiç zarar ettirmemiştir.
Son yıllarda yatırım araçlarının gelişmesi ve yatırımcıların risk alma tercihlerinin değişmesi ile birlikte biraz arka planda kalan altın, yeniden ön plana fırlayacak gibi görünüyor.
Basılan para miktarı ile aynı oranda artması gereken altının, bu kurala uyabilmesi mümkün görünmüyor. Bu yüzden başta dolar olmak üzere diğer para birimlerinin değer kaybetmesi kaçınılmazdır. Avronun şu anda yaşadığı sıkıntılar, bu durumun önemli bir göstergesidir.
Dünyada bu şekilde para basılmaya devam edildikçe, satın alma gücünün zayıflaması da kaçınılmaz olacaktır.
Son bir ay içinde, önemli bir trend değişikliği gerçekleştirerek, yaklaşık 68 dolar civarında bir yükseliş kaydeden altının ons fiyatı, geçtiğimiz haftayı 1.135 dolar seviyelerinde bir fiyattan kapadı.
Altının ons fiyatında, benim de katıldığım genel beklenti; 1.300 dolar seviyeleridir.
Bilindiği gibi 2009 yılı Aralık ayında rekorlar kırarak 1.226 dolar seviyelerine kadar yükselen altın fiyatları, daha sonra hızlı bir düşüş gerçekleştirmişti. Geçtiğimiz hafta yaşanan yükseliş, önemli bir trend değişiminin göstergesi ve ikinci bir yükselişin işaretidir.
Ayrıca bu duruma, altın yatırımcılarının sattıkları altını tekrar yerine koyma çabalarını ve “sürü psikolojisini” de eklersek, yükseliş mantıklı ve kaçınılmaz görünüyor.
Yatırımcılara tavsiyemiz; her ay alabildikleri kadar bir miktar altın almaları ve kritik seviye olan, 1,300 dolar/ons bandını izlemeleridir.
Kar realizasyonları için ise 1.300 dolarlı günlerdeki dünya konjonktürü ve gelişmeler takip edilmelidir.
Sürekli söylediğimiz gibi; “altın, her devirde altın.”

IMF’SİZ GÜNLER…
Bundan böyle Türk ekonomisi için IMF çapasının olmayacağı haberi, başta İMKB olmak üzere diğer tüm piyasalarda değişik tepkiler buldu.
Her beklentiyi önceden alıp, önceden satan İMKB’deki tepki ilk gün, yüzde 0,39 ile sınırlı kaldı, çünkü İMKB bu haberi daha önce fiyatlandırmış, yani satışları daha önce gerçekleştirmişti.
Diğer piyasalar ve reel sektör, hükümet kanadından gelecek açıklamayı bekliyordu.
Ekonomi yönetimi; Türk ekonomisinin şoklara dayanıklı ve güçlü bir yapıya sahip olduğunu, bundan böyle OVP kapsamında sıkılaştırılmış mali politikalara devam edileceği ve “mali kuralın” acilen uygulanmaya başlanacağını açıkladı.
Bu açıklamaları yorumlarsak şu sonucu çıkarmak mümkün;
Hükümet; “İçeride, IMF politikalarına karşı yükselen milli mutabakatı ve tepkileri koz olarak kullanıp, mevcut olumlu sayılabilecek mali yapı ve güçlü bankacılık sisteminin katkısıyla, seçimlere IMF gölgesinde girmek istemiyor.”
Şu andaki durum gösteriyor ki;
-Hükümet kendi ekonomik politikaları ile yola devam edecek,
-IMF denetimine değil, piyasaların kendi kendini denetlemesine itibar edecektir.
Bakalım bu borç yüküyle nereye kadar gidilecek, umarız ki sonuçları ülkemiz için telafi edilemez düzeyde olumsuz olmasın.
Borç alan, emir almaya da alışmak zorundadır.
IMF’ye kafa tutabilmek güzel, ama özelleştirme gelirlerinin çar çur edildiği bu dönemde, yeni kaynak temininde yaşanabilecek bir sıkıntı olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Önümüzdeki süreçte yurt dışı gelişmeler daha yakından takip edilecek,
İç siyasi gelişmelerin ve ekonomik risklerin, piyasaları direkt olarak etkilemesi ihtimali daha fazla gündemde olacaktır.

SAYIŞTAY DENETİMİ
Normalleşme ve değişim adı altında, son günlerde yaşananlar piyasaları etkilemeye devam ediyor. TSK’nın muvazzaf ve emekli mensuplarına karşı yapılan göstermelik ve planlı operasyonlar, başta İMKB olmak üzere tüm piyasalar tarafından yakından izleniyor. TSK’nın normal ve rutin sevkiyatları bile takip edilerek, hükümetin kanalı haline gelen TRT tarafından, doğruluğu bile araştırılmadan kamuoyuna servis ediliyor.
Askeri yıpratmaya yönelik bu gelişmelerden sonra, özellikle İMKB’de kim bilir kaç kişinin canı yanı yanmış, kaç kişi zarar etmiştir?
Son günlerde yaşanan birçok konuda sessiz kalan Genelkurmay Başkanlığı, hesaplarının Sayıştay denetimine tabi tutulması girişiminden rahatsızlığını beyan etmiştir.
Şüphesiz, başta iktidar olmak üzere herkes denetlenmelidir, kendine güvenen insanlar ve kurumlar denetimden rahatsız olmamalıdır.
Ekim 2009 tarihinde yayınlanan ve bizim de yazımızda iki kez değindiğimiz Sayıştay raporunda; Hazine ihalelerinin başıboş olduğu, ihalelerde hiçbir kurala uyulmadığı belirtiliyordu. Bu konuda henüz hükümetten hiçbir açıklama gelmedi.
Yani, Sayıştay denetimi ve raporlar iktidar tarafından önemsenmiyor!
Aynı iktidar, sırf TSK’yı taciz ve huzursuz edebilmek amacıyla ve yıllardır süren rutin uygulamayı yok sayarak, milletimizin göz bebeği TSK için Sayıştay denetimi talep ediyor.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!..
Burada amaç acaba gerçekten denetim mi?

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız