Altına hücum…
Pazartesi, 02 Mart 2009 18:03

alt

Piyasalarda altına olan yüksek talebi üç ana başlıkta değerlendirebiliriz.
1- Küresel piyasalar istikrarsız durumda, bu durumda altın en güvenli liman ve riskten korunma enstrümanı,
2-Finansal piyasalar deflasyonist süreçten olumsuz etkileniyor, bu ortamda yine altın en önemli riskten korunma aracı,
3-Kısa vadeli faiz oranlarıyla altın arasında, her zaman ters orantılı bir ilişki vardır. Kısa vadeli faiz oranları düştükçe altına olan talep ve dolayısıyla altın fiyatları da artıyor.
Geçtiğimiz hafta küresel piyasalardaki olumsuz haberler altına olan talebi çok artırdı. Altına Endeksli Borsa Yatırım Fonlarının elindeki altın miktarı bin 29 tona kadar çıktı. Altının yükselişindeki bir başka etken; World Gold Council’e göre altın üretimi (arzı) bir önceki yıla göre yüzde 4 azalmışken, altına olan talep 2008 dördüncü çeyrekte yüzde 26 artış göstermiş.
Bunların yanında;
l Türev piyasalarının olumsuz durumu,
l Küresel ekonomik görünüm, likidite sıkışıklığı,
l Artan enflasyon beklentileri,
l Kredi risklerindeki ani yükseliş,
l Tüm dünyada düşen sermaye piyasaları,
l Uygulanmaları düşünülen para ve maliye politikaları ve sonunda yatırımcıların davranışlarına bakılırsa, altının yükselme eğiliminde olduğu açıkça ortaya çıkıyor.
Bugüne kadar altın fiyatlarındaki artış, yatırımcıların güvenli liman olarak altına olan talebinden kaynaklanıyordu. Bundan sonra ise, tüm dünyada, indirilen vergiler, gevşetilen para politikaları, gelişmekte olan ülkelerde yüksek enflasyon beklentileri nedenleriyle altına olan talebin artacağını düşünüyorum. Yani yatırımcılar, enflasyondan korunmak için yatımlarını yine altına yapacaklar.

STRES TESTİ VE BERNANKE

FED Başkanı, bankaların bilançolarını gözden geçirmek için yapılan ‘stres testi’nin, hükümet tarafından, ülkenin en büyük bankalarını kamulaştırmak için kullanılacağı söylentilerini reddetti. Bernanke, bu testlerin, öngörülenden daha derin olan resesyon ile mücadelede, daha fazla sermayeye ihtiyaç olduğunun görülmesi halinde, ABD Hazine Bakanlığı’nın, bu bankalardan tercihli hisse alarak, destek vereceğini bildirdi. Bernanke bu tercihli hisselerin, sadece bu bankalarda ekstra kayıpların yaşanması halinde, adi hisseye çevrileceğini de vurguladı.
FED’in yılda iki kez düzenli olarak yayınladığı “Para Politikası Raporu”nda Bernanke;
1-Özel bankaların devletleştirilmesi yerine, denetim ve gözetimin iyileştirilmesi gerektiğini,
2-Kamunun sermaye katkısı yapacağı bankalardan, belli bir süre sonra hisse satarak çıkması gerektiğini,
3-Bankalara bu dönemde sermaye katkısının sadece kamudan değil, kamu-özel karma ortaklığından gelmesi gerektiğini söylemesi son birkaç haftadır global piyasaları tedirgin eden en önemli ‘stres faktörleri’nden birini ortadan kaldırdı. Bu üç maddelik açıklamaya finans piyasaları son derece kuvvetli ve pozitif tepki verdiler.
İnşallah bu tür açıklamaların ve uygulamaların arkası gelir…

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız