“Küresel” dünya vatandaşı olmak...
Pazartesi, 27 Temmuz 2009 09:18

alt

Son yıllarda dilimize yerleşen iki “netameli” sözcük var,
“Küreselleşme” ya da “globalleşme…”
Bu sözcükler, özellikle dünyayı sarsan finansal krizle birlikte, dilimize girmişlerdir.
Her fırsatta söyleriz,
Dünya artık global bir köy oldu, diye…
Dünyanın uzak bir köşesinde gerçekleşen herhangi bir olay, bir anda bütün dengeleri değiştirebiliyor, piyasaları etkileyebiliyor.
İletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte, haberler hızla yayılabiliyor.
Hiçbir ülkenin, gelişmelerden kendini soyutlaması mümkün olmuyor.
O halde, bu mümkün olamıyorsa eğer,
İyi yetişmiş insan gücümüzle,
Bu gelişmelerden, olumlu yönde çıkarımlar elde etmenin yollarını aramalıyız.
Küreselleşme ya da globalleşme, hem bizler için, hem ülkemizi yönetenler için önemli olduğu kadar,
Özellikle yeni yetişen jenerasyon için, daha da çok önem taşımaktadır.
İster sayısal, ister eşit ağırlık, ister sözel, hangi bölümü okurlarsa okusunlar,
Gençlerimizin artık sadece,
Düz bir üniversite mezunu olması, kesinlikle yeterli olmayacaktır.
Dünyadaki gelişmeleri yakından takip edebilmeleri için, öncelikle, uluslararası geçerli dil olan İngilizceyi çok iyi bilmeleri gereklidir ve de zorunludur.
Peki, yeterli midir?
Kesinlikle hayır…
Bilgisayar ve uzaktan erişim, artık olmazsa olmaz, elzem şart olandır.
Yeter mi?
Bu da yetmez.
Bin bir zorlukla üniversiteye girebilen şanslı gençlerimiz, mezun olduktan sonra, kesinlikle rehavete kapılmamalı, zor günlerin geride kaldığını düşünmemelidirler.
Günümüzün rekabetçi ve yarışmacı şartlarında, yeni zorluklar başlayacaktır.
İş başvurularına başlamadan önce,
Eğer mümkünse yurt dışında, master ve yüksek lisanslarını tamamlayarak, CV’lerini güçlendirme yollarını aramalıdırlar.
Zaten, ilköğretim ve liseden itibaren,
Yarışma ve rekabet psikolojisine hazırlıklılar.
Çünkü biz ve sistem, onları yarış atı gibi yetiştirdik…
İngilizce, bilgisayar ve yüksek lisans…
Bu üç bileziği koluna takan gencimize, artık ikinci bir yabancı dil farz olmuştur.
Rusça, Çince, Arapça, Almanca vs. birini mutlaka portföyüne eklemelidirler.
Ayrıca iyi bir izleyici olup,
Dünyadaki yenilik ve gelişmeleri yakından takip etmelidirler.
Bu aşamaları tamamlayabilen genç,
Eğer staj döneminde kendine bir iş imkanı bulamadıysa,
Artık, iş başvurularına –biraz daha güvenle- başlayabilir.
Allah yardımcıları olsun, yolları açık olsun…

***

ABD’de GENÇ BROKERLAR;
Bilindiği gibi, ABD’de küresel finansal krizin başlamasının en önemli sebebi,
Mortgage sektöründe kullandırılan kredilerin, geri dönmemesiydi.
Supprime mortgage tabir edilen bu kredileri pazarlayanlar ise, 23-28 yaş grubundaki genç, tecrübesiz ve sadece para kazanmaya yönlendirilmiş, acemi broker’lardı.
Kendilerine, sattıkları krediler üzerinden, yüksek miktarda primler vaat edilmiş ve sadece, kazan kazan zihniyetiyle yetiştirilmişlerdi.
O dönemde, dünyada var olan likidite bolluğunda,
Satılan kredilerin geri dönüşümü,
Kredileri kullanan insanların gelir durumları, psikolojileri ve mutlulukları
Bu acemi brokerlar için,
Hiç önemli değildi…
Çünkü yetişme tarzları ve aldıkları talimatlar,
Sadece, “sat, gerisini düşünme” şeklindeydi.
Onlar da öyle yaptılar,
Kapı kapı gezerek, süpermarket girişlerinde ve yollarda kurdukları,
Adeta işporta tezgahlarında,
Sattılar, sattılar…
Ve kredilerin büyük çoğunluğu geri dönmedi.
Sonunda hem ABD konut sektörü, hem de tüm dünya,
Bugün, “küresel likidite krizi” tabir edilen ve gittikçe genişleyen,
Bir cenderenin içinde buluverdi kendini…
                                                                                    
***

Küreselleşen dünyada, krizin diğer ülkelere sıçraması kaçınılmazdı,
Ve sıçradı da…
Hem de genişleyerek…
Krizi erken fark edenler oldu, kendilerince yapısal tedbirlerini aldılar.
Biz ise uzun bir süre bu gerçeği kabullenemedik,
Daha doğrusu göremedik.
Hamaset ve edebiyatla krizin üstünü örtmeye çalıştık.
Ama bugün gelinen noktada, rakamlar her şeyi açıkça gösteriyor.
Yatırım, istihdam, üretim, ihracat, işsizlik ve bütçe rakamları…
Hepsi, kötü ve olumsuz !!!
Kriz tüm şiddetiyle ülkemizi etkisine almış durumda.
Tedbirler ise gecikmeli olarak ve yetersiz geliyor.
Zaten, ekonomi yönetiminin tedbirden anladığı da,
Sadece zam yapmak…
Kriz yönetimi, yetişmiş insan gücüyle yapılır.
Onun için, yeni yetişen gençliğimize,
Küresel anlamda, bilim ve teknolojiyi sonuna kadar öğretirken,
Ana amaç olması gereken, “insan” unsurunu kesinlikle unutmamalıyız.
İnsan odaklı yetiştirdiğimiz, bilim ve teknolojiyle donattığımız gençlerimizi,
Milli ve manevi değerlerimizle takviye etmeliyiz ki;
Dünyadaki gelişmeleri kolaylıkla izleyebilsinler ve
Ülkemiz için en doğru kararları, en az hata oranıyla alabilsinler.
Atatürk’ün istediği “muasır medeniyet” seviyesine,
Ancak, gençlerimizi iyi yetiştirerek ve eğiterek ulaşabiliriz.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız