| “Küresel” dünya vatandaşı olmak... |
| Pazartesi, 27 Temmuz 2009 09:18 | |||
|
Son yıllarda dilimize yerleşen iki “netameli” sözcük var, ABD’de GENÇ BROKERLAR; Bilindiği gibi, ABD’de küresel finansal krizin başlamasının en önemli sebebi, Mortgage sektöründe kullandırılan kredilerin, geri dönmemesiydi. Supprime mortgage tabir edilen bu kredileri pazarlayanlar ise, 23-28 yaş grubundaki genç, tecrübesiz ve sadece para kazanmaya yönlendirilmiş, acemi broker’lardı. Kendilerine, sattıkları krediler üzerinden, yüksek miktarda primler vaat edilmiş ve sadece, kazan kazan zihniyetiyle yetiştirilmişlerdi. O dönemde, dünyada var olan likidite bolluğunda, Satılan kredilerin geri dönüşümü, Kredileri kullanan insanların gelir durumları, psikolojileri ve mutlulukları Bu acemi brokerlar için, Hiç önemli değildi… Çünkü yetişme tarzları ve aldıkları talimatlar, Sadece, “sat, gerisini düşünme” şeklindeydi. Onlar da öyle yaptılar, Kapı kapı gezerek, süpermarket girişlerinde ve yollarda kurdukları, Adeta işporta tezgahlarında, Sattılar, sattılar… Ve kredilerin büyük çoğunluğu geri dönmedi. Sonunda hem ABD konut sektörü, hem de tüm dünya, Bugün, “küresel likidite krizi” tabir edilen ve gittikçe genişleyen, Bir cenderenin içinde buluverdi kendini… Küreselleşen dünyada, krizin diğer ülkelere sıçraması kaçınılmazdı, Ve sıçradı da… Hem de genişleyerek… Krizi erken fark edenler oldu, kendilerince yapısal tedbirlerini aldılar. Biz ise uzun bir süre bu gerçeği kabullenemedik, Daha doğrusu göremedik. Hamaset ve edebiyatla krizin üstünü örtmeye çalıştık. Ama bugün gelinen noktada, rakamlar her şeyi açıkça gösteriyor. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat, işsizlik ve bütçe rakamları… Hepsi, kötü ve olumsuz !!! Kriz tüm şiddetiyle ülkemizi etkisine almış durumda. Tedbirler ise gecikmeli olarak ve yetersiz geliyor. Zaten, ekonomi yönetiminin tedbirden anladığı da, Sadece zam yapmak… Kriz yönetimi, yetişmiş insan gücüyle yapılır. Onun için, yeni yetişen gençliğimize, Küresel anlamda, bilim ve teknolojiyi sonuna kadar öğretirken, Ana amaç olması gereken, “insan” unsurunu kesinlikle unutmamalıyız. İnsan odaklı yetiştirdiğimiz, bilim ve teknolojiyle donattığımız gençlerimizi, Milli ve manevi değerlerimizle takviye etmeliyiz ki; Dünyadaki gelişmeleri kolaylıkla izleyebilsinler ve Ülkemiz için en doğru kararları, en az hata oranıyla alabilsinler. Atatürk’ün istediği “muasır medeniyet” seviyesine, Ancak, gençlerimizi iyi yetiştirerek ve eğiterek ulaşabiliriz. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

