|

Geçtiğimiz hafta, gerek reel piyasalarda ve gerekse borsada yükselişler yaşadık. Borsa endeksi uzun bir aradan sonra 35.000 seviyelerine yaklaşırken, işlem hacmi de arttı. Peki, hiç bir somut gelişme olmadığı halde, borsadaki bu yükselişin sebebi neydi? 1-Kabine revizyonunun etkisi; Kan değişikliği, yeni heyecan ve dinamizm, finansal kurumların tek çatı altında toplanması ve koordinasyonu, Bakan Şimşek’in kabinede kalması ki IMF görüşmelerinde sona yaklaşıldığına mesaj olarak, olumlu algılandı. 2-IMF’den 50 milyar dolar geliyor haberi; Ekonomi bürokratlarına ve kabinedeki bazı bakanlara yakınlığıyla tanınan ve daha çok yabancı yatırımcılarla çalışan bir Aracı Kurum, yabancı müşterilerini arayarak “IMF’den 50 milyar dolar” geliyor diye bir haber uçurdu. Borsa koridorlarındaki bu fısıltıların tepkisi olumlu oldu ve anında görüldü. Yine aynı kurumun, Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsasında (VOB), Nisan 30 vadeli İMKB 30 kontratlarında, yüklü miktarda pozisyon açtığı ve spot piyasada fiyatların yükselmesiyle, önemli miktarda kar ettiği de fısıltılar arasında... Sözünü ettiğimiz kurumun, şu anda İMKB’de en fazla alım yapan ikinci aracı kurum olduğu ve yurt dışındaki yabancı yatırımcılarla, Türk hisselerine yatırım yapmaları için yoğun görüşmeler içinde olduğu da biliniyor. Bakalım pompalanan bu dedikoduların etkisi daha ne kadar sürecek, IMF’den gelecek rakam, gerçekten 40-50 milyar dolar mı olacak? Yoksa, diğer bir yaygın beklentiye göre, 20-30 milyar dolar da mı kalacak? Görüşmelerde yeni ortaya çıkan, “Belediye harcamalarının azaltılması” problemi çözülebilecek mi? Bunu önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz, Zaten anlaşma yeterince geciktirildi, Bekleyelim görelim… Ve umalım ki, bu gecikme nedeniyle piyasaların yaşadığı sıkıntıları, faiz oranlarındaki düşüşten yararlanarak hafifletelim. Borçlanma maliyetlerimiz düşsün… Ama unutmayalım ki; anlaşma gerçekleşse bile, her halükarda, ardından borsaya yine satışlar gelecektir.
***
Libor ilk kez yüzde 1’in altında… Uluslararası kredi piyasalarında yaşanan çözülmeyle birlikte, bankaların kredi kullandırmadaki isteksizliğini gösteren Libor-OIS, ilk defa, 2 baz puanlık düşüşle yüzde 0,99 seviyelerine geriledi. ABD’deki büyük bankaların ve özellikle Lehman Brothers’in iflasından sonra, yüzde 4,82’leri gören Libor, Amerikan hükümeti ve FED’in, Bankacılık sistemini kurtarmaya yönelik 12,8 trilyon dolarlık operasyonundan sonra gerilemeye başlamıştı. Şimdiki yüzde 0,99’luk yeni oran, 1 Eylül’den beri görülen en düşük seviye, Bu oran, yeni kaynağa ihtiyaç duyan ülke ve kurumlara, kaynak maliyetlerinin düşmesi yönünde yararı olacaktır.
***
Bir fısıltı da ÖTV’de… 15 Haziran’da bitmesi planlanan ÖTV indirimlerinin, 15 Haziran’dan sonrada devam edeceği, uzatılacağı yönünde çıkarılan fısıltılar, başta TOFAŞ ve Ford Otosan hisseleri olmak üzere, tüm otomotiv hisselerinde alımları da beraberinde getirdi. Ancak, bu hareketliliğe rağmen, süre uzatılmasıyla ilgili bir gelişme ve resmi bir açıklama henüz yok. Sadece dedikodu ve fısıltılar var… Şunu da unutmamak gerekir, Borsada; her şey önceden alınır ve satılır. Beklenti, gerçekleştiği anda biter… Realizasyonlar başlar… Ekonomi yönetimi ile irtibatı olanlar, önceden, içeriden bu yönde bir bilgi almışlarsa, bu yönde beklentileri varsa, şimdiden hisse alarak, pozisyon açarlar. Ola ki, karar onların beklediği gibi açıklanırsa, yani beklentileri gerçekleşirse, yeni gelen alıcılara ellerindeki–ucuz fiyattan aldıkları-hisseleri boşaltırlar. Borsa deyimiyle, kafalarına geçirirler. Bu tabii ki spekülasyondur ve de suçtur. Ama maalesef, borsamızda bu yöntem sıklıkla uygulanmaktadır. Bu spekülasyonu yerliler yaparsa, göstermelik de olsa bir operasyon yapılır, Ama bugünlerde olduğu gibi, spekülasyonu yabancılar yapıyorsa, Yanlarına kar kalır ve kaybeden hep küçük yatırımcılar olur… Maalesef bu konuya yıllardır bir disiplin getiremedik. Özellikle, yerli-küçük yatırımcıların dikkatli olmasında fayda var. Realizasyonlara dikkat... Henüz her şey düzelmedi... Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|