Yeni Varlık Barışı’nın sağladıkları ve sağlamadıkları
Pazartesi, 13 Temmuz 2009 09:42

alt

Kamuoyunda “Varlık Barışı” olarak bilinen kanundan yararlanma süresi 28 Şubat’ta dolmuştu. Kayıt dışında kalmış olan varlıkların kayıt altına alınmasını amaçlayan kanun, istenen sonuçları vermemiş ve beklenen vergi hasılatı toplanamamıştı. Bu konuda kamunun beklentilerinin sürmesi nedeniyle, varlık barışından yararlanma süresi 5917 sayılı kanunla 30.9.2009 tarihine kadar uzatılmaktadır.
Ayrıca, varlık barışını daha cazip hale getirmek ve mükelleflerin tereddütlerini gidermek için şu ilave avantaj da sağlanmaktadır:
Vergi incelemeleri sonucu indirim konusu yapılan KDV’lerden doğacak vergi farkları da kanun kapsamının içine alınmaktadır. Örneğin, harcamanın ticari faaliyetle ilgisi olmaması sebebiyle 18.000 TL tutarındaki indirim KDV’si inceleme sonucu reddedilen bir mükellef, bu indirim konusu yapılmış KDV’nin matrah tutarı olan 100.000 TL, Varlık Barışı Kanunu ile beyan edilen tutarla karşılaştırılacaktır. Bu mükellef eğer Varlık Barışı Kanunu’nda 100.000 TL beyanda bulunmuş ve bunun üzerinden 5.000 TL barış vergisi ödemişse, bu mükellefe KDV tarhiyatı yapılamayacaktır. Eğer mükellef 80.000 TL varlık barışı beyanında bulunmuşsa 20.000 lira farka tekabül eden 3.600 lira KDV cezalı olarak tarh edilecektir.
Bu nedenle bazı mükellefler, geçmişte vergi yönünden sıkıntılı olduğu noktaları tespit ederek, tarhiyat riski ile karşılaşabilecekleri tutarda parayı bankaya yatırıp üzerinden yüzde 5 de vergi ödeyerek bu kanunu bir af kanunu olarak kullanabilirler. Bu mükelleflere sağlanmış önemli bir avantajdır.
Ancak, mükelleflerin kolaylık bekledikleri çok önemli konular bu kanunla da çözüme kavuşturulmamıştır. Her şeyden önce kanun, beyan edilecek yurtdışı varlıklarla ilgili olarak kambiyo, gümrük ve kara para ile mücadele mevzuatı karşısında hiçbir koruma getirmemektedir. Ayrıca, bu kanuna göre varlık beyan etmenin, bitmiş veya sürmekte olan vergi incelemeleri sonucu oluşacak matrah veya vergi farklarına hiçbir etkisi yoktur.
Gelelim mükelleflerin esas dikkat etmeleri gereken noktaya: Varlık Barışı Kanunu’ndan yararlanarak bildirimde bulunan veya beyan edilen değer ve varlıklar üzerinden vergi ödeyen mükellefler ileride cezalı tarhiyattan kurtulacaklardır. Ancak, bu durum mükelleflerin vergi kaçakçılığı fiillerini işlemeleri durumunda söz konusu değildir.
Bu durumda da vergi kaçakçılığı yapan mükellefler hakkında, Varlık Barışı Kanunu’ndan yararlanılması dolayısıyla vergi ziyaı olmasa veya Varlık Barışı Kanunu uyarınca beyan edilen değer veya varlıkların mahsubu sonunda vergi ziyaı yok sayılsa dahi, yine suç duyurusunda bulunulacak ve hürriyeti bağlayıcı ceza yine söz konusu olacaktır.
Esas mükellefleri korkutan ve varlık barışından caydıran bu konu, yeni kanunla da çözülmemiştir. Bu nedenle, varlık barışı gerçek anlamda bir vergi barışına dönüşmedikçe, Hazine’nin de mükelleflerin de beklentilerinin karşılanması zor gözükmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız