Vergi hukukunda yeni özelge sistemi
Pazartesi, 14 Haziran 2010 09:59


Mükelleflerin Gelir İdaresi’nden özelge isteme konusunda taşlar yerinden oynadı. Bilindiği üzere Maliye Bakanlığı özelge müessesesinin daha düzenli işlemesini sağlamak amacıyla, 16 Ocak 2010 tarih ve 27464 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 395 Sıra No’lu Vergi Usul Genel Tebliği ile bazı düzenlemeler yapmıştı. Buna göre, sadece mükellefler ile vergi sorumluları, bunların mirasçıları, yetki belgesine sahip kanuni temsilcileri veya vekilleri özelge talebinde bulunabilmektedir. Önceden olduğu gibi, odalar ve birlikler gibi mesleki kuruluşlar, üyelerine bildirmek üzere artık özelge talebinde bulunamıyor ve taleplerin üyelerin kendileri tarafından yapılması gerekiyor.
Bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan “Torba Yasa” tasarısı ile VUK’un 369 ve 413. maddelerinde değişiklikler yapılması öngörülerek, bir taraftan özelge ve sirkülerlere göre işlem yapan mükellefler gecikme faizinden kurtulması sağlanmakta, diğer taraftan özelge ve sirküler verilmesi yeni bir sisteme bağlanmaktadır. Ayrıca Harçlar Kanunu’nda da değişiklik yapılarak özelge istenmesi harca bağlanmaktadır.
VUK’un 369. maddesinin başlığı ‘Yanılma ve Görüş Değişikliği’ olarak yeniden belirlenmekte ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilecek sirkiler ve özelgeler doğrultusunda işlem yapılan mükelleflere artık bu işlem dolayısıyla ceza kesilemeyeceği gibi konuya ilişkin olarak gecikme faizi de talep edilememesi sağlanmaktadır.
Yapılması öngörülen bu değişiklikle idarede istikrar ve vergide öngörülebilirlik ilkelerine uygun bir şekilde, mükellefin yetkili makamların genel tebliğ veya sirküler vasıtasıyla oluşturdukları görüş ve kanaatlerini değiştirmiş olmaları nedeniyle geriye dönük olarak bir tarhiyat yükümlülüğü ile karşı karşıya kalmamaları sağlanacaktır. Bu nedenle öngörülen değişiklik mükellef haklarına uygun ve çok yerindedir.
Diğer taraftan tasarı ile VUK’un 413. maddesinde mükelleflerin temel haklarından biri olan Maliye Bakanlığı’ndan özelge talebinde bulunmaları ile ilgili yeni düzenlemeye gidilmektedir. Buna göre sirküler ve özelge verilmesi artık Gelir İdaresi Başkanlığı’nda oluşturulacak bir komisyon tarafından yapılacaktır. Bu düzenleme ile artık aynı konuda kişiden kişiye değişen özelgeler verilmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Vergi Dairesi Başkanlıklarının da ancak Gelir İdaresi Başkanlığı’nın görüşü doğrultusunda görüş verebileceği belirtilerek idarenin yetkisi kısıtlanmış olmaktadır.
Ayrıca, vergi inceleme elemanlarının yazmış oldukları raporların ‘sirküler ve özelgelere uygun’ olup olmadığının Değerlendirme Komisyonu tarafından denetlenecektir. Bu uygulama, özelge müessesesine biraz daha ciddiyet kazandıracak ve özelge alanları biraz daha güvenceye kavuşturacaktır.
Ancak, Harçlar Kanunu’nda yapılan bir düzenleme ile sirküler ve özelge talepleri harca bağlanmaktadır. Harç tutarları da şu şekilde belirlenmiştir:
- Sermaye şirketleri: 2.000 TL,
- Dar mükellef gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri: 1500 TL,
- Sermaye şirketleri dışındaki birinci sınıf tüccar ve serbest meslek erbabı: 1000 TL,
- İkinci sınıf tüccarlar : 200 TL.
Bu konu uzun bir süredir tartışılmaktaydı. OECD ülkelerinin pek çoğunda ‘her konuda özelge’ sisteminden ‘sınırlı konularda özelge’ sistemine geçilmiş ve her konuda özelge verilebilmesi usulü terk edilmiştir. Tasarı ile ‘her konuda özelge’ sistemi sürdürülmekle birlikte, pek çok OECD ülkesinde olduğu gibi, özelgenin harç karşılığı verilmesi kabul edilmiştir. Yani idarenin bir özel konuda, mükellefe ve müşavirine hukuki güvence sağlamak üzere ‘bedava’ çalıştırılması sistemi terk edilmektedir.
Dikkat edilirse, belirlenen harç tutarları ülkemizin ekonomik koşullarına göre oldukça yüksektir. Dolayısıyla bu tutarlar kamuoyunda harçtan çok ücret, hatta haraç olarak değerlendirilmektedir. Tasarıdaki bu düzenlemenin amacı Hazine’ye gelir temin etmekten çok özelge taleplerini kısmak ve tereddüte düşülen en basit, hatta cevabı genel tebliğlerde açıkça yazılı konularda bile özelge talep edilmesinin önüne geçmek olabilir.
Ancak unutulmamalı ki, vergi uygulamaları konusunda mükellefi bilgilendirmek Gelir İdaresi Başkanlığı’nın temel görevidir. Dolayısıyla mükellef odaklı bir anlayışa sahip olan gelir idaresinin mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu sağlamak için temel bilgilendirme aracını paralı hale getirmesi büyük bir çelişkidir. Bu düzenleme adeta “Vergi mükellefleri olmasa gelir idaresini ne güzel yönetirdik” mantığının bir yansımasıdır. Çünkü özelge verilmesinin paralı hale getirilmesi, mükelleflerin gelir idaresine başvurmamasına ve gerekli bilgileri almadan belki de yanlış işlem yapmasına yol açacak ve vergi uyumunu zedeleyecektir. Bu nedenle özelge talepleri paralı olmamalıdır.

Adnan Gerçek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız