Varlık Barışı’nda mükellef ne zaman avantajlıdır?
Pazartesi, 12 Ocak 2009 18:36

alt

Kamuoyunda “Varlık Barışı” olarak bilinen 5811 sayılı “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun”a göre 2 Mart 2009 Pazartesi akşamına kadar gerçek ve tüzel kişilere, üzerinden yüzde 2 vergi ödemek suretiyle yurtdışındaki varlıklarını, üzerinden yüzde 5 vergi ödeyerek de yurtiçinde kayıtdışında kalmış varlıklarını kayıt altına alma olanağı getirilmiştir.
“Varlık Barışı” bir af kanunu olduğundan, 3/5. maddesi ile gerçek ve tüzel kişilere, bu şekilde kayda alınan ve üzerinden vergi ödenen değerler veya varlıklar dolayısıyla bir vergi incelemesi yapılmayacağı ve bir tarhiyata konu edilmeyecekleri güvencesi verilmiştir. Ayrıca, kanun kapsamı dışındaki herhangi bir nedenle vergi incelemesi yapılması halinde, bu incelemeler sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarından, kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesi imkanı getirilmiştir.
Bu nedenle pek çok mükellef şu anda, geçmişte vergi yönünden sıkıntılı olduğu noktaları tespit ederek, tarhiyat riski ile karşılaşabilecekleri tutarda parayı bankaya yatırıp üzerinden yüzde 5 vergi ödeyerek bu kanundan yararlanmaya hazırlanmaktadır. Örneğin bir şirket bu kanun kapsamında 1.000.000 TL beyan edip üzerinden yüzde 5, yani 50.000 TL vergi ödemesi halinde, ileride 2008 öncesi bir döneme ait 1.000.000 TL tutarındaki bir matrah farkından dolayı ortaya çıkacak 200.000 TL kurumlar vergisi, 180.000 TL KDV, 380.000 TL ceza ve ayrıca gecikme zamlarından da kurtarmış olacaktır. Bu da mükellefler açısından önemli bir avantajdır.
Ancak, kanundan yararlanacak olan mükellefler bazı hususlara dikkat etmelidirler. VUK md. 359’a göre kaçakçılık fiilleri olan; muhasebe hilesi yapmak, olmayan şahıslar adına hesaplar açmak, çift defter kullanmak, defter sayfalarını veya belgeleri tahrif etmek veya yok etmek, yanıltıcı veya sahte belge düzenlemek veya kullanmak gibi fiillerle “vergi ziyaı”na sebebiyet veren mükellefler hakkında cezalı tarhiyat yapılmasa dahi, suç duyurusunda bulunulacak ve hapis cezası verilecektir.
Diğer taraftan “Varlık Barışı” Gelir, Kurumlar ve KDV’deki matrah farkları için getirilmiştir. Nitekim Maliye Bakanlığı da 5811 Sayılı Kanuna ilişkin olarak yayımladığı Genel Tebliğ’de, “vergi farkları”nın kanunun 3/5. maddesinin sağladığı güvence kapsamında olmadığını açıklamıştır. Bu nedenle, “Varlık Barışı” sadece hasılat KDV’sini beyan dışı bırakanlara veya belgesiz mal satmış olanlara güvence sağlayacaktır. İndirilecek KDV’sinde sorun olan mükellefler bu kanunun güvencelerinden yararlanamayacaklardır.
Dolayısıyla, vergi kaçakçılığı yapmış olan veya indirilecek KDV’sinde sorun olan mükellefler açısından “Varlık Barışı” avantajlı değildir. “Biz bu sorunlarımızdan kurtulmak istiyoruz” diyen mükelleflere VUK’un 371. maddesinde düzenlenen “Pişmanlık” müessesesinden yararlanmalarını tavsiye ediyoruz. 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız