| Türkiye'de vergi uyumu ve vergi bilinci |
| Pazartesi, 31 Mayıs 2010 12:44 | |||
![]() Genel olarak mükelleflerin vergi yükümlülüklerini doğru olarak yerine getirmeleri durumunda vergi uyumundan bahsedilmektedir. İnsanlar neden vergi öder ya da vergi kaçırır? Bu soru, vergilemede cevap verilmesi gereken ancak cevabı konusunda henüz tam bir görüş birliğine varılamamış bir konudur. Vergi kaçırma konusu, basit bir şekilde insanların kişisel çıkarlarını maksimum etme düşüncesi içerisinde satın alma güçlerini karşılıksız olarak devlete transfer etmek istememeleri şeklinde geçiştirilebilir. Ancak, daha önemli bir konu insanların neden vergi ödediğidir. Bu sorunun cevaplandırılması gerçekten zordur ve bu konuda değişik görüşler mevcuttur. Vergilemede genel kabul gören anlayış, insanların gönüllü olarak vergi ödemeyecekleri yönündedir. Hatta bu konuda “vergi verilmez, alınır” anlayışı bile mevcuttur. Ancak bazı insanlar zorlamaya gerek kalmadan da vergilerini ödeyebilirler. İşte esas mesele buradadır. İnsanların zorlamaya gerek kalmadan kendi istekleri ile vergi ödemeleri ve gönüllü uyum göstermeleri onların vergi bilinci ile bağlantılıdır. Bir ülkede vergi bilincinin yerleştirilmesi, vergi toplamada başarı sağlanması için çok önemlidir. Peki ülkemizde vergi uyumu ve vergi bilinci acaba ne düzeydedir? Bunun tespitine yönelik son çalışma İstanbul Üniversitesi tarafından yapılmış olup, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından yayınlanmıştır. Türkiye’de Vergi Bilinci: İstanbul Araştırması adı altında yapılan çalışma ile esasında Türkiye'de "vergi bilinci" hakkında önemli bulgular elde edilmiştir. Bu bulgular ana başlıklar olarak şu şekilde belirtilebilir: - Türkiye’de vergi algısı “para” ve “devlet” kelimeleri ile özdeşleşmiştir. Bu da verginin devlete yapılan parasal bir ödeme olması ile açıklanabilmektedir. Vergi ile ilgili bundan sonra gelen algı ise “haksızlık/adaletsizlik” olarak belirlenmiştir. Bu da ülkemizde mükelleflerin vergi sitemine olan genel yaklaşımlarını yansıtması açısından önemlidir. - Vergi ödemenin “devletten alınan hizmetin bir karşılığı” ve “vatandaşlık görevi” olarak görülmesinin yanı sıra, “kutsal bir görev” ve hatta dini bir tanımlamayla “kul hakkına girmek” olarak algılanması da söz konusudur. - Kişinin vergi kaçırması, öncelikle “hukuki cezalardan korkma derecesine”, bunu takiben, “ahlaki yapı”, “devlete bağlılık” ve “iyi bir vatandaş olmasına” bağlı olduğu gözlenmiştir. - Ankete katılanların büyük bir kısmı kazancının %30 ile %50’si arasında vergi ödediklerini ifade etmişlerdir. En yüksek oranın % 35 olan ülkemizde vergi yükü algısının yüksek olması da sisteme karşı duyulan güvensizliğin bir göstergesidir. - Buna karşılık katılımcılar, ödenmesi gereken vergi yükünün % 5 ile % 10 arasında olması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu oran da ülkemizde mükelleflerin vergi ödeme konusundaki bilincinin düşük olduğunu yansıtmaktadır. - Katılımcılar arasında öderken yükü en fazla hissedilen vergi türleri Katma Değer Vergisi ile Özel Tüketim Vergisi’dir. Bu vergilerin bütçe gelirleri içindeki payına bakıldığında ankete yansımanın doğru olduğu görülmektedir. - Katılımcılara göre Türkiye'de uygulanan vergi sistemi adil değildir. Aynı zamanda vergi sistemi, sade, anlaşılır ve kolay takip edilebilir bir vergi sistemi olarak da görülmemektedir. Bununla birlikte vergi ödeme işlemlerinde zaman ve para maliyetlerinin yüksek olduğunu düşünenler toplum içinde ağırlıktadır. - Türkiye'de yapılan vergi sistemi değişikliklerinde vatandaşların fikrinin hiç dikkate alınmadığı, özellikle siyasilerin, büyük şirketlerin ve baskı grupları ile medyanın etkisinin ve baskısının olduğu üzerine toplumda yaygın bir düşünce yer edinmiştir. - Toplumun büyük bir kesiminde fiş/fatura alma alışkanlığı, fiş/faturanın alışverişlerde bir pazarlık aracı olarak kullanılmasına bağlıdır. Aynı zamanda vergi iadesi uygulaması kalktıktan sonra katılımcılar arasında düzenli fiş/fatura alma alışkanlığındaki net kayıp yüzde 17,5 olarak tespit edilmiştir. - Katılımcıların yaklaşık yarısı kaç adet vergi ödediğini bilmediğini ifade etmiştir. Ödenen vergiler arasında en fazla bilinen Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisidir. - Toplumun büyük bir kesimi “gerçek gelirlerini beyan edenlerin sayısının çok az olduğunu” düşünmekte ve “vergi bilincini artırıcı faaliyetleri yetersiz” bulmaktadır. - Vergi bilincini etkileyen faktörlerin başında “adil bir vergi reformu” olduğu gözlenmektedir. Bu faktörü toplumun “eğitim seviyesinin yükseltilmesi”, “daha şeffaf ve hesap verebilir devlet yönetimi” ile “toplumun gelir seviyesinin artması” takip etmektedir. Genel olarak değerlendirirsek, Türkiye’de mükelleflerin vergiye uyumu oldukça düşük ve vergi bilinci düzeylerinin yetersiz olduğu sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle vergileme ile ilgili düzenlemeler yapılırken, mükelleflerin vergiye yaklaşımlarını olumlu yönde etkileyecek önlemler ve çalışmaların da yürütülmesi gerektiği unutulmamalıdır. Ayrıca, bu tür bilimsel araştırma sonuçlarının gelir idaresi tarafından da dikkate alınması yararlı olacaktır. Adnan Gerçek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

