Mükelleflere kolaylık sağlamak
Pazartesi, 20 Nisan 2009 16:27

alt

Devlet, kamu hizmetlerini devamlı bir şekilde sunabilmesi için vergi alacağını tahsil ettikten sonra mükelleflerin düşeceği ekonomik durumu da düşünmek ve gözetmek zorundadır. Aksi halde, devlet, kendi gelir kaynağını kurutmuş olacaktır. Bu nedenle “mükelleflere kolaylık sağlama ilkesi” Adam Smith tarafından “her vergi, mükelleften en uygun zamanda ve en elverişli koşullar altında tahsil edilmeli” şeklinde belirlenmiştir.
Mükelleflere kolaylık sağlama ilkesi, aslında onlara tanınan hakları ifade etmektedir. Nasıl ki mükelleflere bazı ödev ve sorumluluklar yüklenmekte ise aynı şekilde bazı hakların tanınması da gerekmektedir. Bu ilkeye göre, mükelleflere sağlanan kolaylıklar üç grupta toplanabilir; zaman kolaylığı, mekan kolaylığı ve ödeme kolaylığı.
Zaman kolaylığına göre vergiler, mükellefler açısından en elverişli anda tahsil edilmelidir. Günümüzde zaman kolaylığı denince vergilerin taksitler halinde alınması anlaşılmaktadır. Bu durum, bir taraftan mükelleflere vergilerini ödemek için nakit akışlarını daha kolay ayarlama imkanı verirken, diğer taraftan vergi idaresine iş hacmini ve yoğunluğunu çeşitli aylara dağıtma avantajı sağlamaktadır.
Mekan kolaylığına göre vergiler, mükellef açısından en uygun yerde tahsil edilmelidir. Mükellef açısından en uygun yer ev veya işyeri olmakla birlikte, artık “tahsilatı kolaylaştırmak amacıyla tahsildarı mükellefin arkasından koşturma yöntemi günümüzde her yerde terk edilmiştir”. Günümüzde vergi borcunun vergi dairesine ödenmesi ödevinin yanı sıra bankalara da vergileri tahsil etme yetkisi verilerek mükelleflere büyük kolaylık sağlanmıştır.
Ödeme kolaylığına göre vergiler, mükellef tarafından en rahat ve zahmetsiz şekilde ödenmelidir. Günümüzde vergilerin mutlaka nakit olarak vergi dairesi veznesine yatırılması zorunluluğu aşılmış ve banka çeki, banka havalesi, mükellefin hesabından vergi dairesi hesabına virman yoluyla da ödeme yapılmasına imkan tanınmıştır.
Ayrıca, “süt veren inek kesilmez” prensibinden hareketle, devlet yukarıda belirtilen kolaylıklara ilaveten, kanunlarda belirtilen durum veya koşulların varlığı halinde mükellefleri korumak amacıyla tecil, terkin, hataların düzeltilmesi, zamanaşımı, tahsilatın geri bırakılması gibi çeşitli müesseseler şeklinde kolaylıklar da tanınmıştır.
Ancak yasal düzenlemeler ayrıntılı olarak incelendiğinde, söz konusu kolaylık ve hakların mükellefler lehine etkin bir şekilde kullandırılmadığına ilişkin durumlar veya kullandırmada belirsizlikler görülmektedir. Mükelleflere kolaylık sağlamaya yönelik müesseselerde bile bu kolaylığı engelleyen ve mükelleflerin bunlardan yararlanmalarının önünü kesen birçok durum vardır. Bunlar ayrıca birer inceleme konusu yapılabilir.
Burada sadece şunu belirtmekle yetineceğim: Devletin egemenlik hakkından yararlanarak güçlü yetkilerle donatılmış olan vergi idaresi karşısında, zayıf durumdaki mükelleflerin korunması hukuk devletinin esas görevidir. Bu nedenle, mükellef haklarını korumak ve gözetmek, sadece bildirge yayınlamakla değil, haksız işlemlere maruz kalan ve gerçekten yardıma ihtiyaç duyan mükelleflerin başvurabilecekleri yolları açmakla olur.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız