| Mükelleflere e-haciz kıskacı |
| Pazartesi, 03 Mayıs 2010 13:06 | |||
![]() VEDOP-3 projesi kapsamında Maliye Bakanlığı tarafından 2009 yılının Haziran ayından itibaren pilot olarak uygulamaya konulan e-haciz sistemi, mükelleflerin banka hesaplarına haciz konulması anlamına gelmektedir. İlk aylarda vergi dairesine borcu olan mükelleflerin borç tutarının üzerinde bir mevduatın banka hesaplarında olmasına ve bazen bir hesaptan bile vergi alacağının tahsil edebilmesine rağmen tüm banka hesaplarına blokaj işlemi yapılıyor ve bazen aynı borç mükerrer olarak tahsil edilebiliyordu. Zaman içinde sistemdeki hatalar ve eksiklikler giderilerek 2010 yılından itibaren daha etkin bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2010 Performans Programına göre, “Cebri Tahsilat Sistemi” kapsamında bu yıl, vergi borcunu ödemediği için haciz işlemiyle karşı karşıya kalan mükelleflerin yüzde 90’ına bankalar kanalıyla “e-haciz” uygulanması planlanıyor. Bu plan doğrultusunda da birçok mükellef hakkında e-haciz uygulaması yürütülmeye başlanmıştır bile. Hemen belirtelim ki gelir idaresinin böyle bir uygulama yapmasının hukuki dayanağı bulunmaktadır. E-haciz uygulamasının dayanağı 6183 sayılı Kanunun 79. maddesinde “Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların, Alacak ve Hakların Haczi” ile düzenlenmiştir. Bu madde ile Maliye Bakanlığı’na verilen yetkiye istinaden e-haciz uygulaması; devlete ait kamu alacakları için düzenlenecek haciz ve ihtiyati haciz bildirileri, takip konusu kamu alacağının fer’ileri ile birlikte 50 bin TL ve üzerinde, il özel idareleri ve belediyelere ait kamu alacakları için 10 bin TL ve üzerinde olması halinde bankaların genel müdürlüklerine tebliğ edilmek suretiyle gerçekleştirilmektedir. “E-haciz” uygulamasında tahsil daireleri ile bankalar arasında borçlularla ilgili bildirimler ve yazışmalar elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir. “E-haciz” uygulamasının iki hedefinden birincisi klasik yöntemlerle yapılan haciz işlemlerinden kaynaklanan zaman kayıplarını önlemek, ikincisi de zamanında ödenmeyen vergilerin en kısa zamanda Hazine’ye aktarılmasını sağlamaktır. Bu yasal düzenlemeye dayanılarak devletin vadesi geçen kamu alacaklarının tahsili için, herhangi bir yazışmaya gerek olmadan elektronik ortamda haciz uygulaması ile ilgili tüm işlemler yürütülebilmektedir. Otomasyon sisteminin yaygınlaştırılmasıyla, kamu borcunu ödemeyen mükellefin banka hesaplarının yanı sıra gayrimenkul, araba ve diğer mal varlıkları da anında görülebilecektir. “E-haciz” sistemiyle birlikte; ayrıca cari hesap sistemi kurulacak mükelleflere, kamu borçlarını zamanında ödeyebilmeleri için kamu borçları ile ilgili tüm işlemlerini içeren aylık hesap özeti gönderilecektir. Mükelleflerin borç ve alacaklarına ilişkin kayıtlarını güncel olarak tutmak için bir mükellef cari hesabı oluşturulacak ve bu hesap mükelleflerin ve ödeme yapacakları kurumların bilgisine açılacaktır. Böylece mükelleflerin alacak ve borçlarını net olarak görebilmeleri sağlanacak ve borçlar gecikmesizin takip edilebilecektir. Günümüzde gelir idaresi, yasal düzenlemesi de olan e haciz uygulamasını etkin bir şekilde yürütmektedir. Teknolojik imkanlardan da yararlanarak bu işlemi de oldukça başarılı bir şekilde gerçekleştirmektedir. Bu nedenle birçok mükellef kötü sürprizlerle karşılaşabilmektedir. Ekonomik kriz nedeniyle bin bir güçlükle ayakta kalmaya çalışan ve işlerini yürütebilmek için banka hesabını çek ve senetlerini ödemek için ayarlamaya çalışan mükellefler bir anda banka hesabına e-haciz uygulandığını sonucuyla karşılaşınca şaşkına dönebilmektedir. Nitekim son zamanlarda iş çevrelerinden bu uygulama ile ilgili şikayetler ve kaldırılmasına yönelik talepler gündeme gelmeye başlamıştır. Yasal altyapısı olduğundan, e-haciz uygulamasının kaldırılmasını talep etmek çok anlamlı değildir. Ancak 6183 sayılı Kanun ile vergi dairesine kamu alacağını tahsil ederken, devletin çıkarı ile mükellefin çıkarı arasındaki dengeyi sağlama görevi de verildiği unutulmamalıdır. Ekonomik kriz nedeniyle büyük miktarlarda vergi borcu ve gecikme zammı ile karşı karşıya kalmış olan mükellefleri bir de e-haciz uygulaması ile kıskaç altına almak onların yaşama şansının sona ermesi anlamına gelebilir. Tabii ki ciddi malvarlığı ve banka hesapları bulunmasına rağmen vergi borcunu ödemeyen mükelleflere e-haciz uygulamasının yürütülmesi doğaldır. Ancak, faaliyeti ile ilgili nakit durumunu zar zor dengelemeye çalışan ve imkanı olduğunda vergi borcunu ödemeye de gayret gösteren mükelleflere de belirli kolaylık ve anlayışın gösterilmesi mükellef odaklı gelir idaresi anlayışının bir gereği olsa gerek. Bu nedenle, vergi dairesinin e-haciz uygulamasını yürütürken “devletin çıkarı ile mükellefin çıkarı arasındaki dengeye” dikkat etmesi ve “vur deyince öldürmemesi”nde yarar vardır. Adnan Gerçek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

