| Mükellefler tatil karmaşasında |
| Pazartesi, 26 Temmuz 2010 09:44 | |||
![]() Dünyada en fazla tatil yapan ülkelerden birisi Türkiye’dir. Ülkemizde ulusal bayram, dini bayram ve yılbaşı olmak üzere her yıl 13,5 gün resmi tatil yapılmaktadır. Bunlara idari izinler de eklenince 17 güne çıkmaktadır. Tatil deyince bazı özel kanunlarla getirilen tatillerden de bahsetmeden olmaz. Ülkemizde İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 61. maddesi gereği mahkemeler her yıl 1 Ağustos'tan 5 Eylül'e kadar çalışmaya ara vermektedirler. Buna “Adli Tatil” denmektedir. Ayrıca 2007 yılından bu yana 1-20 Temmuz tarihleri arasında mükelleflere ve özellikle de serbest muhasebeci mali müşavirlere tatil fırsatı yaratmak amacıyla “Mali Tatil” uygulanmaktadır. Dolayısıyla vergileme ile ilgili olan kişiler, yani mükellefler adeta “tatile boğulmuş” gibi görünmektedir. Peki durum gerçekten böyle mi? İşin gerçeğine bakarsanız, mükellefler pek tatile çıkma imkanı bulamamaktadır. Esasında “Mükellefler Ne Zaman Tatil Yapabilir?” diye bir rehber hazırlanmasına acilen ihtiyaç vardır. Çünkü çeşitli tatiller getiren kanunları anlamak için işin uzmanı olmak gerekir. Örneğin “Mali Tatil”; beyanname verme, ikmalen, re’sen ve idaresi tarhiyatlarda vadesi mali tatile rastlayan vergi ve cezaları ödeme, uzlaşmaya başvurma, cezalarda indirimden yararlanma, devamlı bilgi verme sürelerini uzatmaktadır. Buna karşılık muhasebe kayıt, bildirim ve dava açma (itiraz ve temyiz aşaması hariç) süreleri mali tatil süresince durmaktadır. Ancak, ÖTV, BSMV, KKDF, özel iletişim ve şans oyunları vergilerine ilişkin beyanname verme ve ödeme süreleri, pişmanlık talepli beyanname verme ve ödeme süreleri mali tatil kapsamında değildir. Bu da demek oluyor ki bazı mükelleflere tatil imkanı yok. Dava açmayı düşünen bir mükellef, öncelikle açılacak davanın hangi aşamada olduğunu iyi tespit etmelidir. Çünkü mali tatil ilk derece mahkemeye dava açma süresini durdururken, itiraz ve temyize başvuracaksa sürelerin durması söz konusu olmuyor. “Mali Tatil” nedeniyle süre durmuşsa bu defa acaba dava açma süresinin son günü “Adli Tatil” süresine rastlıyor mu, hesabının yapılması gerekiyor. Eğer rastlıyorsa 11 Eylül tarihine kadar dava açılabiliyor. Bu kadar süre karmaşası içinden ben nasıl çıkacağım diye düşünen mükellefler ise ince hesap yapmayı bırakıp ve tatilden de vazgeçip işlerini rutin bir şekilde devam ettirmeyi tercih ediyor. Herhalde en hayırlısı da budur. Çünkü her an Maliye’den gelecek bir sürprizle karşı karşıya kalabiliyorlar. Kanuna göre “Mali Tatil” süresince mükellef nezdinde vergi incelemesine başlanılamaz ve belgeler bu süre içinde mükelleften istenemez. Mali tatilden önce başlanılmış olan bir incelemeye bu süreden önce ibraz edilen defter-belge üzerinde devam edilebilir. Ancak, mali tatil süresi içinde mükelleften ilave defter, belge ve bilgi talep edilemez. Dolayısıyla mükelleflerin tatil süresince rahat bırakılmaları esastır. Kanun böyle, ama burası Türkiye ve uygulama her zaman kanuna göre yapılmak zorunda değildir. Koskoca Maliye Bakanlığı Ankara’dan illere vergi inceleme elemanlarını turneye göndermektedir. Turne süresi kısıtlı ve kendilerinden hedeflenen işlerin yapılması beklenmektedir. İllere gönderilen inceleme elemanları, bir bakıyorlar ki kanunen vergi incelemesi için “Mali Tatil” süresince mükelleften defter ve belge istenememektedir. Bu kadar yetişmiş uzman eleman 15-20 gün illerde ne yapacak? Boşuna mı duracak? Ekonomi açısından büyük bir kayıp ve israf! Bu kadar kayıp ve israfa yol açmamak için iki çıkış yolu var. Birincisi, defter ve belgeler inceleme için istenecek ve mükelleflerin kanunla verilen tatil hakkı fiilen gasp edilecek. İkincisi ise “Minareyi çalacak olan kılıfını uydurur” mantığıyla defter ve belgeler vergi incelemesi amacıyla değil, başka bir nedenle vergi dairesine istenerek ve böylece kanunun dolanılmasına çalışılacak. Her ikisi de kanuna ve ahlaka uygun değil. Ama başka çare de yok. Uygulamada vergi inceleme elemanlarının kanunu zorlamaları gereken bir durumda düşmelerini önlemek ve mükelleflerin de ancak bir “vergi kanunları uzmanı” ile istişare toplantısından sonra tatile gidip gidemeyeceğine karar vermesine yol açmamak için, şu karmaşık tatil hesaplarına yol açan kanunları gözden geçirip daha basit ve uygulanabilir hale getirilmesine ihtiyaç vardır. “Mali Tatil” süresini 1-20 Ağustos tarihleri arasına kaydırılması birçok sorunun çözümünü sağlayacaktır. Bu süre aynı zamanda Gelir İdaresi çalışanları için de tatil sayılacağı yönünde bir düzenleme yapılırsa, tatilin uygulanabilir olmasını da sağlayacaktır. Aksi takdirde “dostlar alışverişte görünsün” misali kanunlara göre mükelleflere çok önemli bir hak tanınarak “Mali Tatil” var deniliyor, ama uygulamada tatil mükelleflerin burnundan getiriliyor. Adnan Gerçek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

