Kurumlar Vergisi beyanında indirim imkânları
Salı, 06 Nisan 2010 10:52


Ülkemizde mart ayı Gelir Vergisi yıllık beyannamesinin verildiği ay olarak bilinirken, nisan ayı da kurumlar için yıllık beyan dönemi olarak bilinmektedir. Kurumlar Vergisi mükellefleri 25 Nisan gecesine kadar Kurumlar Vergisi beyannamelerini düzenleyecek ve mali müşavirleri aracılığıyla vergilerini beyan edeceklerdir.

Kurumlar Vergisi beyannamesinin doldurulması sırasında kurumlara çeşitli indirimlerden yararlanma imkânı tanınmıştır. Kurumlar Vergisi beyannamesi üzerinden yapılabilecek indirimler şunlardır: Zarar mahsubu, bağış ve yardımlar ile Ar-Ge harcamaları.

Kurumların bir hesap dönemi içinde oluşan zararı, müteakip 5 hesap döneminde indirebilme imkânı vardır. Zarar mahsubu bu süre içinde gerçekleştirilemediği takdirde, oluşan zarar işletme zararı olarak değerlendirilmemekte ve sermayede meydana gelen zarar olarak dikkate alınmaktadır.

Zarar mahsubu, bir seçimlik hak değildir. Yani kurumlar, kâr dağıtım politikaları veya başka sebeplerle, belli bir dönemde geçmiş zararlarını mahsup etmedikleri takdirde, bu haklarından vazgeçmiş kabul edilirler ve izleyen dönemde artık bu haklarını kullanamazlar. Bu nedenle, zarar mahsubunda yıl atlanmaması, en eski yılın zararından başlanarak sırasıyla düşülmesi gerekmektedir. Geçmiş yıl zararları yıllık beyannamede düşülebileceği gibi, aynı zamanda geçici vergi beyannamelerinde de mahsup konusu yapılabilir.

Geçmiş yıl zararları, bağış ve yardımların indirilebilecek üst sınırının tespiti açısından da önem taşımaktadır. Zira üst sınırın hesabına esas kurum kazancı, giderlerin ve geçmiş yıl zararlarının düşülmesinden sonraki (iştirak kazançları hariç indirim ve istisnalar düşülmeden önceki) tutardır.

Gelir vergisine benzer şekilde kurumların da insani ve sosyal nedenlerle yapmış oldukları bağış ve yardımları, belli şartlarda kazancından indirebilirler. İndirilebilecek bağış ve yardımlar iki gruba ayrılmaktadır: Kazancın yüzde 5’i ile sınırlı indirilecek bağış ve yardımlar ile tamamı indirilecek bağış ve yardımlar.

Kazancın yüzde 5’i ile sınırlı indirilecek bağış ve yardımlar şunlardır: Genel ve özel bütçeli idarelere, il özel idareleri ile belediyelere, köylere ve kamuya yararlı derneklere ve vergi muafiyeti tanınan vakıflara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımlar.

Tamamı indirilecek bağış ve yardımlar ise şunlardır: Kamu kurumlarına yapılan eğitim, sağlık ve sosyal amaçlı bağış ve yardımlar; kamu kurumlarına yapılan kültür ve sanat amaçlı bağış ve yardımlar; gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara yapılan bağış ve yardımlar; spora yönelik sponsorluk çerçevesindeki bağış ve yardımlar; Türkiye Kızılay Derneği’ne yapılan nakdi bağış ve yardımlar; doğal afetler nedeniyle yapılan bağış ve yardımlar; İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na yapılan bağış ve yardımlar ile özel kanunlar çerçevesinde yapılan bağış ve yardımlar.

Ülkemizin kalkınmasında ve uluslararası rekabet gücümüzün artırılmasında araştırma ve geliştirmeye yönelik harcamaların gayri safi milli hasıla içindeki payının artırılması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcaması yapan özel sektör kurumlarının bu alandaki çabalarının desteklenmesi için araştırma ve geliştirmeye yönelik harcamaların yüzde 100’ünün beyan edilen gelirden indirilmesine imkân sağlanmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu iptal kararından sonra yatırım indiriminden yararlanma hakkı bulunan kurumların verecekleri beyannamelerde esasında bu indirim haklarını kullanmaları mümkündür. Çünkü beyanname tarihinde, bu indirim hakkını engelleyen bir mevzuat düzenlemesi artık kalmamıştır.

Ancak Anayasa Mahkemesi kararının yaşama geçirilebilmesi için, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın “e-beyanname” sisteminde, bu konuda satır açılması ve ayrıca bu indirimden yararlanıp da sonrasında matrah kalanlara uygulanacak vergi oranını yüzde 30 olarak dikkate alacak bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu yapılmadığı takdirde, yatırım indiriminden yararlanan kurumların aradaki fark vergi için vergi dairesine dilekçe vererek bunun tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki, ortada bir Anayasa Mahkemesi kararı dururken, Gelir İdaresi’nin “e-beyanname” sisteminde bu yönde bir düzenlemeyi yapmaması mükellef odaklı gelir idaresi anlayışı ve mükellef hakları ile bağdaşmamaktadır.

Adnan Gerçek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız