Krize vergisel önlemler!
Perşembe, 13 Kasım 2008 14:08

alt

Küresel mali krizin Türkiye üzerinde etkileri her geçen gün daha fazla hissedilmeye başlandı. Birçok küçük ve orta boy işletmenin yanı sıra, ülkemizin köklü kuruluşları bile kapanma noktasına geldi. Bu olağanüstü dönemde iş dünyası özel teşvikler ve destekler beklerken, uygulamaya giren ilk vergisel önlemler de netleşmeye başladı.

Kasım ayına iki önemli yenilik ile girdik.

Bunlardan birincisi, kira ödemelerinin belgeye bağlanması ile ilgili. İşyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracılara, işyeri kira gelirlerinin tamamı ile konuttan kira geliri elde edenlere, her bir konut aylık kira bedelinin 500 YTL üzerinde olması halinde ödeme ve tahsil işlemlerini banka ve PTT tarafından düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğu getirildi. Böylece ülkemizde kayıtdışında kalan rant gelirlerinin önemli bir kısmının kayıt altına alınmasına çalışılmaktadır. Burada mükelleflerin bilmeleri gereken bir şey var: Maliye Bakanlığı bankacılık alanına giren her türlü işlemi, online denetleyebilmektedir. Bu nedenle, yeni kurulan bu sistemde, artık kira bedellerini düşük göstererek vergi kaçırmak imkansız hale gelmektedir. Buna dikkat etmekte yarar var.

Yeniliklerden ikincisi de, Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Seri:B No:4 sayılı Tahsilat Genel Tebliği ile getirilen kamu borçlarının tecil ve taksitlendirme imkanıdır. Yaşanan ekonomik krizi çok zor durum olarak kabul eden Maliye Bakanlığı, 1 Eylül tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenemeyen kamu borçları için Aralık 2008’den başlamak ve eşit taksitler halinde olmak üzere 18 aylık ödeme süresi tanımıştır. Tecil edilen bu borçlara yıllık yüzde 3 tecil faizi uygulanacaktır.

Ancak, 2008 yılı gelir ve kazançları için tahakkuk eden geçici vergi ve bu vergi ile birlikte ödenmesi gereken damga vergisi, bu uygulamadan hariç tutulmuştur. Öte yandan belediyelere olan vergi ve harç borçları ile gümrük idaresince tahsil olunan ithalde alınan KDV ve gümrük vergisi kapsam dışında kalmıştır. Ayrıca, vergi idaresinin daha önce tecil uygulaması yapmadığı KDV, ÖTV, Özel İşlem Vergisi ve harçlar da, bu defa uygulama kapsamına alınmıştır. Bu da mükellefler açısından önemli bir kolaylık sağlayacaktadır.

Bu uygulamada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Tecil kapsamına alınacak borç asıllarına, vade tarihlerinden bu uygulamadan yararlanmak için vergi dairelerine başvurularına kadar geçen süre için gecikme zammı hesaplanacaktır. Bu nedenle tecil ve taksitlendirilecek borç, vergi aslı ve gecikme zammı toplamından oluşacaktır.

Yeni tecil ve taksitlendirme uygulaması 1 Eylül’de vadesi gelmiş borçlarla sınırlı olduğundan, daha önce tahakkuk eden, ancak 1 Eylül tarihi itibariyle uzlaşmaya başvurulması veya dava açılması gibi çeşitli nedenlerle henüz kesinleşmeyen ve dolayısıyla vadesi gelmeyen borçlar bu imkandan yararlanamayacaktır. Bu durum ise hakkını arayan mükellefleri mağdur edecektir. Bu nedenle Maliye Bakanlığı 6183 sayılı Kanun’un tecili düzenleyen 48. maddesine uygun olarak vade tarihini değil tahakkuk tarihini esas alan bir düzenleme yapmasında fayda var. Bazı eksiklerine rağmen, yeni tecil ve taksitlendirme imkanı mükelleflerin borçlarını kapatmaları için önemli bir kolaylık sağlamaktadır.

Bu uygulamadan yararlanabilmek için alacaklı vergi dairesine yapılacak başvurunun en geç 28 Kasım Cuma günü mesai saati bitimine kadar yapılması gerekmektedir. Kamu borçlularının bu uygulamadan yararlanmak için yapacakları başvuruda kullanacakları dilekçe örneği, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın web sayfasında yayınlanmıştır.

Ekonomik krize karşı izlenecek vergisel önlemlerin en önemlisi ise Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanarak Meclis’e sunulan ve “Varlık Barışı” olarak adlandırılan af tasarısıdır. Tasarıda esas itibariyle iki konu düzenlenmiştir. Bunlardan birincisi yurtdışındaki varlıkların ülkeye çekilmesi ve ikincisi de ülkede kayıtdışı kalmış varlıkların kayıt içine alınmasıdır.

Yurtdışındaki paraların ülkeye çekilmesi amacıyla yüzde 2 oranında vergi ödenerek, 3 ay içinde ülkeye getirilmesine imkan tanınacaktır. Yurtiçindeki yastık altı paraların veya işletmeye kayıtlı olmayan varlıkların ise yüzde 5 vergi ödenerek aynı sürede bildirilmesi halinde, bunlar hakkında vergi incelemesi yapılmayacaktır.

Kanun tasarısının gerekçesinde, “Varlık Barışı” ile özellikle 2001 kriz döneminde yurtdışına giden vatandaşımızın parasının ülkeye geri getirilmek istendiği belirtiliyor. Ancak, bu gerekçe hemen şöyle bir soruyu akla getiriyor; “2001 döneminde yurtdışına çıkan ve 5 yıldır yaşanan istikrar dönemine rağmen ülkeye geri dönemeyen paralar şimdiki kriz ortamında neden dönsün ki? Yoksa bu düzenlemenin altında başka beklentiler mi var?”

Yaşayıp göreceğiz.


Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız