İkmalen tarhiyat ve mükellefin hakları
Pazartesi, 07 Eylül 2009 13:13

Türk vergi sistemi esas itibariyle beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esası ise mükelleflerin elde ettiği gelirlerini bizzat kendilerinin vergi dairesine bildirmesine dayalı bir sistemdir. Mükellefin beyanlarının kanunlara uygunluğu ve doğruluğu vergi dairesi tarafından denetim yollarıyla tespit edilmektedir. Vergi dairelerince yapılan denetimler sonucunda mükellefin eksik veya hatalı beyanda bulunduğunun tespiti hallerinde vergi, vergi idaresi tarafından tarh edilmektedir. Vergi dairesi tarafından yapılan tarhiyatlardan biri ikmalen tarhtır.
Vergi Usul Kanunu’nun 29. maddesinde ikmalen vergi tarhı, “her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye ilişkin olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesi” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, bir tarhiyatın ikmalen tarhiyat olabilmesi için şu iki ana unsurun birlikte bulunması gerekmektedir:
1) Daha önce aynı vergi için bir beyanname verilmiş olması veya başka şekillerde bir tarhiyat yapılmış olması,
2) Bu tarhiyata ilişkin matrah veya matrah farkının defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tespit edilmiş olması.
İkmalen tarhiyat yapılabilmesi için önceki beyannamenin matrah içermesi gerekmez. Örneğin, zarar içeren yıllık gelir vergisi beyannamesi veya devreden KDV içeren beyanname verildikten sonra, zararı veya indirilebilecek KDV tutarını azaltan şekilde ikmalen tarhiyat yapılabilir.
Kanunda, ikmalen tarhiyat yoluna gidilebilmesinin ikinci koşulu çok somut ve sınırlı şekilde belirlenmiştir. Kısaca, bulunan matrah farkının yoruma açık olmayacak ve tartışılamayacak derecede net bir matrah farkı olması gerekir. Örneğin, bir satış faturasının kayıtlara intikal ettirilmemiş olması, amortismana tabi olmayı gerektiren tutardaki bir iktisadi kıymetin bedelinin doğrudan gider yazılması gibi haller, yoruma açık olmayacak derecede defter, kayıt ve belge gibi kanuni delile dayanan matrah farklarını oluşturur ve bu farka isabet eden verginin ikmalen tarh edilmesi gerekir.
İkmalen tarhiyat yapılması durumunda ise mükellefler süresi geçmiş bir vergi için ceza, zam ve faiz ödemek zorunda kalacaklardır.
Vergi dairesi tarafından ikmalen bir tarhiyat yapılması durumunda mükellefin yararlanabileceği başlıca haklar; cezalarda indirim, uzlaşma ve dava açma olarak belirtilebilir.
Mükellefin cezalarda indirim hakkı sadece cezalar için geçerli olup, Vergi Ziyaı cezalarının birinci defada 1/2’si, sonra kesilenlerde 1/3’ü, Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının ise 1/3’ü indirilir. Bu haktan yararlanmak için mükellefin ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde vergi dairesine başvurması ve vadesinde cezasını ödemesi gerekir.
Mükellefin ikinci alternatifi, vergi ve cezalar için uzlaşmaya başvurması ve uzlaşma komisyonları ile karşı karşıya gelerek serbest pazarlık usulüne göre vergi ve cezalardan kurtulmaya çalışmasıdır. Kanunda pazarlığın bir sınırı olmamasına karşılık, genel teamül uzlaşmada vergilerin yüzde 10’u ve cezaların yüzde 90’ının ortadan kaldırılmasıdır.
Tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı mükellefin vazgeçilmez bir hakkı da vergi mahkemesine dava açabilmesidir. Yüce adaletin kararına da herkesin saygı göstermesi gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız