| Anayasa Mahkemesi kararı ve hukuk devleti |
| Pazartesi, 16 Kasım 2009 14:18 | |||
![]() Vergileme, devletin en önemli egemenlik alanlarından biridir. Bu nedenle vergileme ile hukuk devleti normları arasında özel bir ilişki bulunmaktadır. Hukuk devletinde vergilendirme yetkisi sınırsız olmayıp, kişilere tanınan bazı haklar çerçevesinde sınırlandırılmaktadır. Devletin üstün gücünü sınırlayan ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan anayasalarda vergilendirme sırasında uyulması gereken kurallar ve kişilerin devlete karşı olan hakları düzenlenmiştir. Hukuk devletinde vergileme işleminin de hukuka uygun olması gerekir. Anayasa’nın 73. maddesinde belirtilen ilkeler çerçevesinde oluşturulmayan bir vergi sisteminin hukuka uygun olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Vergi kanunlarında düzenleme yapılırken vergileme ilkelerine ve anayasal güvence altına alınmış olan genel hukuk kurallarına uyulmaması, bunların Anayasa Mahkemesi tarafından iptali sonucunu doğurmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin 15 Ekim 2009 tarihli toplantısında, vergi hukuku alanındaki düzenlemelerde hukukun üstün tutulması gerektiği bir kez daha vurgulanarak, vergi mükelleflerini ilgilendiren önemli kararlar alınmıştır. Bu karar ile başta hukuki güvenlik ilkesi olmak üzere birçok vergileme ilkesine uyulmadan yürürlüğe sokulan bazı konularla ilgili vergisel düzenlemeler iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, gerekçeli karar beklenilmekle birlikte bu karar yayınlansa bile yeni düzenleme yapılma sürelerinin sonuna kadar mevcut uygulamaların aynen devam ettirileceği belirtilmektedir. Ayrıca, Maliye Bakanı’nın basına verdiği demeçlerde yeni düzenlemeler yapılırken, bir taraftan bütçe diplini, diğer taraftan da Türkiye’nin yatırım iklimini iyileştirme amacı referans olarak esas alınacağı vurgulanmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazete’de yayınlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girdiği ve geriye yürümediği özelliği dikkate alındığında, kararların yürürlüğe girdiği tarihe kadar hakkında iptal kararı verilen düzenlemelerin geçerliliği devam edecektir. Ülkemizde maalesef Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararlarının yayınlanmasında gecikmeler yaşanmaktadır. Bu durum ise Anayasa’ya aykırı düzenlemelerin uygulanmaya devam edilmesine yol açmakta ve adalet duygusu ile hukuka güveni ortadan kaldırmaktadır. Ancak, Anayasa Mahkemesi kararlarının yürürlüğe giriş tarihinin ileri bir tarih olarak belirlenmesi, bu kararların görülmekte olan davalarda hemen uygulanmasına engel değildir. Nitekim Danıştay’ın görüşü, “mahkemelerin Anayasa’ya aykırılığı sabit olmuş hükümlerin kararlara esas olamayacağı” yönünde gelişmiştir. İdarelerin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilinen bir kanun hükmüne dayanarak iptal kararı verdiği tarihten itibaren işlem tesis etmeye devam etmeleri, hukuk devleti ilkesine ve kamu yararına uygun davranma zorunluluğu kuralına aykırıdır. Daha önce vergi ziyaı cezasının iptali kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından hemen sonra Gelir İdaresi Başkanlığı’nın şimdiki duruma benzer şekilde Anayasa’ya aykırı bulunan hükmü uygulamaya devam edeceğini açıklaması karşısında yargı organlarının aldığı tavır ve bu durumun hukuka aykırı olduğu yönündeki kararları, bir hukuk devletine yakışan sonuçlardı. Bu nedenle, Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu durumu bir kere daha değerlendirmelerinde yarar vardır. Bu sürecin sonunda, Maliye Bakanlığı’nın bir genel tebliğ yayınlayarak mükellefler ile ilgili iptal kararına uygun işlemler yapılacağını açıklaması, gereksiz bir yargı yükünü önleyecek ve mükellef haklarına saygı duyulması açısından da olumlu bir gelişme olacaktır. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

