Adli tatilin dava açma hakkına etkisi
Pazartesi, 27 Temmuz 2009 09:21

alt

Temmuz ayının 1’i ile 20’si arasında “Mali Tatil”den sonra, şimdi de 1 Ağustos’tan 5 Eylül’e kadar “Adli Tatil” başlıyor. Danıştay Kanunu’nun 86. maddesi gereği Danıştay daireleri ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 61. maddesi gereği de bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl 1 Ağustos’tan 5 Eylül’e kadar çalışmaya ara vermektedirler.
“Adli Tatil” olarak bilinen bu çalışmaya ara verme, mükelleflerin en önemli hakkı olan “dava hakkı” ile ilgili sürelerin uzamasına yol açmaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 8/3. maddesine göre, “Bu kanunda yazılı sürelerin bitmesi, çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılır.”
Adli tatil nedeniyle uzayacak süreler, İdari Yargılama Usulü Kanunu’yla belirlenen bütün süreleri kapsamaktadır. Adli tatil nedeniyle uzayacak sürelerden önemli bazıları şunlardır: Dava açma süreleri, idarenin veya davacıların cevap süreleri, itiraz veya temyiz süreleri, yargılamanın yenilenmesi ve karar düzeltme süreleri.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, sürelerin uzayabilmesi için yukarıda belirtilen sürelerin son gününün adli tatil içine rastlamasıdır. Örneğin, 15 Temmuz günü tebliğ edilen vergi/ceza ihbarnamesine karşı, 30 günlük dava açma süresinin son günü olan 14 Ağustos, adli tatil içinde kaldığından, süre adli tatilin bitiminden itibaren 7 gün uzayacaktır. Buna karşılık, 8 Ağustos günü tebliğ edilen vergi/ceza ihbarnamesine karşı dava açma süresinin son günü 7 Eylül olduğundan ve bu tarih adli tatil içine rastlamadığından, dava açma süresi uzamayacak ve 7 Eylül günü sona erecektir.
“Adli Tatil”in 5 Eylül’e kadar olması bazı tereddütlere yol açmaktadır. Daha önce uzun yıllar adli tatil süresine 5 Eylül’ün de dahil olması nedeniyle, 7 günlük uzamayla birlikte dava açma süresi 12 Eylül tarihine gitmekteydi. Ancak son düzenlemeden sonra adli tatilin son gününün 4 Eylül olması nedeniyle, 7 günlük uzamayla birlikte dava açma süresi artık 11 Eylül tarihinde sona ermektedir. Bu hususta son kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 21 Temmuz 2009 tarihinde vererek, muhtemel yanlış yorumlara son vermiştir. Bu nedenle, mükelleflerin mağdur olmaması için en geç 11 Eylül tarihine kadar dava açmaları gerekir.
Mükelleflerin veya adli yollara başvuru yapmak isteyenlerin, adli tatilin bitmesini beklemelerine gerek yoktur. Adli tatil içinde de dava açılabilir veya diğer başvurulara ilişkin dilekçeler verilebilir. Adli tatil süresince, her bölge idare mahkemesi merkezinde idare ve vergi mahkemesi başkan ve üyeleri arasından görevlendirilen üç hakimin katıldığı bir nöbetçi mahkeme kurulmaktadır. Benzer şekilde Danıştay’da bir nöbetçi daire kurulmaktadır.
Adli Tatil dolayısıyla uzamakta olan süreler sadece İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yazılı sürelerdir. Diğer kanunlarda yazılı süreler konusunda mevzuatımızda boşluk vardır. Örneğin ödeme emrine karşı açılacak davalarla ilgili süre, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da yer almıştır. Bu sürenin sonunun adli tatile rastlaması halinde, bu sürenin de uzayıp uzamayacağı tartışmalıdır. Bu konudaki içtihatlar da çelişkilidir. Bu nedenle, mükelleflerin ilgili kanundaki süreye itibar etmelerinde yarar vardır.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız