|

Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Kamu Hesapları Bülteni’ne göre, 2008 yılı içerisinde vergi mükellefleri devlete 168 milyar 87 milyon 237 bin TL vergi ödemiş. Böylece mükellefler tahakkuk eden her 100 liralık verginin 88,5 lirasını devlete yatırmış, 11,5 lira ise ceplerinde kalmıştır. Tahsilat oranında 2007’ye göre de yaklaşık yüzde 2’lik bir gerileme ortaya çıkmıştır. Bu da mükelleflerin 2008 yılında ekonomik açıdan 2007 yılı kadar rahat olmadıklarının göstergelerinden birisidir. Mükelleflerin beyan edip devlete ödedikleri vergi oranını gösteren 2008 yılı Tahakkuk/Tahsilat oranı; Gelir Vergisi’nde yüzde 85, Kurumlar Vergisi’nde yüzde 87.2, Veraset ve İntikal Vergisi’nde yüzde 44.9, Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde yüzde 65.2, dahilde alınan KDV’de yüzde 71.1, Özel Tüketim Vergisi’nde yüzde 97.3, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’nde yüzde 95.9, Damga Vergisi’nde yüzde 79.2, harçlarda ise yüzde 84.3’te kaldı. Bu arada geçen yıl, devlet tarafından vatandaşa 14 milyar 675 milyon 982 bin TL de para cezası kesilmiş. Ancak vatandaş maddi sıkıntı içinde olduğundan dolayı bunların çok büyük bir kısmını ödeyememiş. Cezaların genelde tahakkuk/tahsilat oranı yüzde 19,9’da kalırken, bu oran vergi cezalarında yüzde 14.9, idari para cezalarında yüzde 40.2, trafik cezalarında yüzde 72.3, yargı cezalarında ise yüzde 38 olarak gerçekleşmiştir. Genel olarak baktığımızda geçen yıl, Kurumlar Vergisi ve Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde bütçe hedefleri aşılırken, diğer dokuz vergi kaleminde ise hedefler tutturulamadı. Gelelim 2009 yılı bütçesine. Bütçe gelirleri 267,8 milyar TL olup bunun 202,1 milyar TL’sinin vergi gelirlerinden oluşması tahmin edilmektedir. Türlerine ilişkin vergi gelir beklentileri ise Gelir Vergisi 45,3 milyar TL, Kurumlar Vergisi 20,1 milyar TL, KDV 58,5 milyar TL, ÖTV 49,4 milyar TL, diğer vergiler 19,5 milyar TL. Bütçe gelir kalemlerinde vergilerin yüzde 31’i dolaysız ve yüzde 69’u da dolaylı vergilerden oluşmaktadır. Görüldüğü gibi 2009 yılında da vergileri dolaylı dolaylı ödeyeceğiz. Asıl ilgi çekici nokta ise 2008 yılına göre 2009 yılında toplam vergi gelirlerinde yüzde 15’lik bir artış öngörülmüş olmasıdır. Yaşanan ekonomik kriz ortamında ve 2008 yılındaki tahakkuk/tahsilat oranındaki düşüş dikkate alındığında bu artış nasıl sağlanacaktır? Genelde vergi tahakkuk/tahsilat oranı düştüğünde ödenmeyen vergilerin tutarı ciddi boyutlara ulaştığında, bunların tamamını devlet zor kullanarak alamayacağı için, vergi afları gündeme gelmektedir. Nitekim 2008 yılında bu tehlike görülerek, önce 5736 sayılı Özel Uzlaşma Kanunu ile ihtilaflı borçlar temizlenmeye çalışıldı, daha sonra tecil uygulaması getirildi ve nihayet 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu ile düşük vergileme yolu ile matrah artırımı benzeri bir uygulamaya gidilmek istenildi. Ancak bunların uygulanmasında bazı aksaklıklar yaşandığı veya yeterli güvenceler verilmediği için hiçbirinden istenilen sonuçlar elde edilemedi. Bu nedenle, iş dünyasında ve piyasada yavaş yavaş yeni ve ciddi bir vergi affı beklentisi gündeme gelmeye başladı. Aslında vergi afları ciddi adaletsizliklere yol açtığından ve yeni af beklentisi yarattıklarından, uygulanmasına karşıyım. Ancak belli şartlar oluştuğunda uygulanmasının kaçınılmaz olduğunu da görüyorum. İşte yaşanan ekonomik kriz bir taraftan, tahakkuk/tahsilat oranlarındaki düşüş ve hedeflenen vergi gelirlerindeki sapma diğer taraftan, yeni af beklentisini ciddi bir şekilde gündeme getirecektir. Dileğimiz şu ki 2009 yılında beklenen bu vergi affı vergi kanunlarında ve özellikle Gelir Vergisi’nde yapılması düşünülen ciddi değişikliklerle birlikte gündeme gelsin ve vergi idaresi ile mükellefler arasında gerçekten yeni beyaz bir sayfa açılsın. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|