‘KDV İadesi Risk Analizi’ Mükellefin Mülkiyet Hakkını Engelliyor
Pazartesi, 22 Mart 2010 22:00


Bilindiği üzere ülkemizde uygulamaya konulan “Kod Uygulaması”, hukuki altyapısının olmaması nedeniyle çok tartışılmış ve ortaya çıkan yoğun tepkilerin sonucunda Maliye Bakanı bu uygulamaya son verileceğini açıklamıştı. Nitekim, KDV iade taleplerinde bazı belgelerin elektronik ortamda alınması ve değerlendirilmesi hakkında, “Katma Değer Vergisi Sirküleri” 53’ün yayınlanması ile birlikte Ocak 2010 vergilendirme döneminden itibaren gerçekleşen iade hakkı doğuran işlemleri hızlandırmak, iş gücü ve zaman tasarrufu ile denetimde etkinlik ve verimlilik sağlamak amacıyla oluşturulan “KDV İadesi Risk Analizi Projesi” uygulamaya girmiştir.
Vergi dairelerinin kırtasiyecilikten ve bir kısım formalitelerden kurtarılması, iade işlemlerine hız kazandırılması, KDV iade işlemleri açısından asgari bir standart getirilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla hazırlanan KDV İadesi Risk Analizi Projesi sayesinde KDV mükellefleri Ocak 2010 vergilendirme döneminden itibaren gerçekleşen iade hakkı doğuran işlemleri için geçerli olmak üzere bu işlemlerine yönelik iade taleplerinde, indirilecek KDV listeleri, yüklenilen KDV listeleri, satış faturaları listesini ve iade için ibrazı istenilen durumlarda Gümrük Çıkış Beyannamesi listesini internet vergi dairesi üzerinden göndermektedirler.
İş dünyasında büyük sıkıntı yaratan “Kod Sistemini” kaldıran yeni sistemin vergisel ödevlerini yasalara uygun olarak yerine getiren mükelleflerin iade taleplerinin hızlı bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacağı ve kırtasiyeciliği sona erdireceği söylenen yeni sistem kısa sürede mükellefler açısından daha da büyük sorunlar yaratır hale gelmiştir.
Maliye Bakanı, “Eskiden manuel bir şekilde yapılan incelemelerde tedarikçilerin faturalarının en çok 2 kademe aşağıya inebildiklerini ve yeni sistemle birlikte istenirse 16 katman aşağıya inilebileceğini” açıklamıştı. Gerçekten de sistem başarılı bir şekilde çalışıyor. Ancak eski Kod Sistemine dahil olan mükellefler, şimdi KDV İadesi Risk Analizi Sistemine aktarılmış durumdadır. Bu durumda da sistem 16 katman aşağıya inebildiği için, bir mükellefin tedarikçilerinin tedarikçilerinden herhangi birinin sisteme dahil olduğunu tespit ettiği anda KDV iade hakkını engelliyor ve bu mükellefi de sisteme dahil ediyor. Böylece çok kısa süre içinde sisteme dahil olmayan mükellef kalmayacak gibi görünüyor. Bu durumda da hiçbir mükellef KDV iadesi alamayacak duruma düşecektir. Nitekim bu konuda çığ gibi artan şikayetler Mükellef Hakları Platformu’na ulaşmış durumdadır.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bir sirküleri ile yapılan düzenleme sonucunda mükellefin temel haklarından biri olan KDV İndirim Hakkı ve KDV İadesi Hakkı engellenmiş durumdadır. Oysa Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre, KDV indirim hakkı doğuran işlemin “gerçek” olmadığının kod listelerinden doğan varsayımlarla değil, her mükellef nezdinde ve başlı başına ortaya konulması gerekmektedir.
Avrupa Birliği Mahkemesi’nin  vermiş olduğu kararlarda KDV indirim hakkının reddedilmesi için geliştirmiş olduğu kriter, “Kaçakçılığın bilinmesi veya bilinecek durumda olunmasıdır”. Dolayısıyla bu durumda olmayan mükelleflerin KDV indirim hakkından mahrum bırakılması mümkün değildir.
Diğer taraftan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de “KDV kaçakçılığı hakkında bilgi sahibi olma veya böylesi bilgiyi edinme olanağına sahip olmayan kişinin KDV indirim hakkının reddini mülkiyet hakkına müdahale” olarak değerlendirmiştir. Hem iç hukukun, hem de uluslarüstü hukukun kararları bu şekilde iken, KDV İadesi Risk Analizi Sisteminde 16 katman ötedeki bir mükellefin durumundan dolayı mükelleflerin KDV indirim ve iade hakkından mahrum bırakılası hiçbir hukuk anlayışıyla açıklanamaz.
KDV İadesi Risk Analizi Sistemi’ni tanıtırken Maliye Bakanı 2009 yılı Kasım ayı itibariyle bütçeden yapılan KDV iadelerinin toplam tutarının 11,6 milyar TL olduğunu, bunun KDV gelirlerinin yüzde 22’sini oluşturduğunu ve bütçe içerisinde önemli bir paya sahip olduğunu vurgulamıştır. Sistemin devreye girmesiyle birlikte KDV iadelerinin tamamen kilitlenmesi ve yapılmaması, Maliye Bakanlığı tarafından izlenen bilinçli bir strateji midir sorusunu akla getirmektedir. Çünkü mükelleflerin hakkı olan KDV iadesini yapmamak, devlet açısından sıfır maliyetle bir finansman kaynağı anlamına gelmektedir.
İş dünyasının tamamen kilitlenmesine ve iş yapamaz hale gelmesine yol açan ve mükellefin mülkiyet hakkını ihlal eden bu uygulamanın bir an önce gözden geçirilmesi ve düzeltilmesi gerekmektedir.

Adnan Gerçek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız